Amerika Irak’tan çekileceğini söyleyince Kürtlerin bağımsızlık hayalleri suya düştü.
Bu hayallerin saklanması için şimdi güvenli bir dondurucu gerekiyor.
Uluslararası Kriz Grubu’nun bugün VATAN’a manşet olan raporunu bu gözle okumak lâzım.
Kuzey Irak’taki Kürtler, ABD işgalindeki tutumlarıyla hem ülkedeki öteki etnik grupların hem de bazı komşu ülkelerin intikamcı düşmanlıklarına hedef oldu.
Amerika’nın çekilmesi Kürt yönetimini güvenlik garantileri aramaya mecbur etmektedir.
Uluslararası Kriz Grubu’nun raporuna göre Kürtler, bu amaçta tek gerçekçi seçeneğin Türkiye olacağına inanıyorlar. Bu niyet Barzani’nin adamları tarafından Türkiye’ye açılmış, hatta belli düzeyde müzakeresi yapılmıştır.
Raporda bir Kürt yetkiliye atfedilen şöyle bir ifade var:
“Bağımsız olmak hakkımız fakat bu olmazsa ben Türkiye ile olmayı Irak’la birlikteliğe tercih ederim. Çünkü Irak demokratik değil...”
Açıkça ifade edilmeyen formül, Kuzey Irak Kürt Bölgesi’nin “Musul Vilâyeti” adıyla özerk bir yapıda Türkiye’ye bağlanmasıdır.
Kârlı ve riskli...
ABD çekilince Irak’ın çökeceğini söyleyen Barzani’nin Özel Kalem Müdürü Fuat Hüseyin “Kürtler Türkiye koruması altında rahat ederken Türkiye’nin de bölgenin petrolüne ve doğalgazına erişim imkânlarına sahip olacağını” belirtiyor.
Misak-ı Milli gerçekleşmiş olsaydı bu bölge Türkiye sınırları içinde olacaktı.
Acaba plan, Türkiye’nin hicranını kaşıma taktiğine mi dayanıyor?
Bir Çin atasözü “balık yemi görür iğneyi görmez” der; acaba içindeki Musul ve Kerkük hayali uyandırılan Türkiye bu zokaya balıklama atlar mı?
Kurgu buysa hesap tutmamıştır.
Raporda Ankara’nın Iraklı Kürtlerle “resmi birliktelik” projesine sıcak bakmadığı, siyasal değil ekonomik bir ortaklığı mümkün gördüğü, çünkü bizim temelde Irak’ın bütünlüğünü korumasından yana olduğumuz belirtiliyor.
Ankara tedbiri elden bırakmıyor.
Çünkü Iraklı Kürt yöneticilere güven besleyemiyor. İkincisi Türkiye’deki Kürt kökenli vatandaşlar arasında ayrılığı destekleyenlerin oranı azdır ama, federatif bir birleşmenin sonuçları, bizdeki bölünme eğilim ve taleplerini de genişletip hızlandıracaktır.
Bağdat’a Kürt kozu
Bu ihtimal Ankara’yı haklı olarak dikkatli davranmaya sevk ediyor.
Düşünce kuruluşları çoğu zaman hayal üretirler ama bazıları ilerde gerçek olurlar.
Uluslararası Kriz Grubu’nun raporundaki fikrin 20 yıllık bir geçmişi var.
Buna rağmen gerçekleşmesini sağlayacak politik ve psikolojik ortamın ne Ankara, ne Bağdat ve ne de Erbil’de oluştuğunu söyleyebiliriz.
Ama Amerikan askerlerinin çekilmesinden sonra doğacağından korkulan cehenneme karşı tedbir gerekiyor. Birleşme fikri, Bağdat’a, hatta Tahran’a yönelik bir psikolojik operasyon, yani Kürtleri koruma amaçlı bir tedbir olabilir mi?
Kısa vadeli bakışla bu ihtimal daha gerçekçidir.
“Mecbur ederseniz Irak’tan kopar Türkiye’yle birleşiriz” uyarısını gelişmiş bir proje kılığına sokmak Irak Kürtlerinin üstüne yürümek için intikam vaktinin gelmesini bekleyen Şiileri ve Sünnileri durdurabilir.
Türkiye’nin gölgesi bile koruyucu olabilir!
Zor hayal
Haberin Devamı

