Zor günlere hazır olmalı

Haberin Devamı

Teröre karşı silâhlı mücadelenin uzun zaman alacağı belli.

PKK siyaset yapan bir mafya örgütüdür.

Bu kimliğini, devletle örgütün müzakere sürecini sabote ederek açığa vurmuştur.

PKK için işler açıldı.

Oldum olası terör diliyle konuşan Orta Doğu’nun kavgalarına taraf olduğumuza göre PKK düşmanlarımız tarafından daha çok kullanılacaktır. Başladı bile..

Bombalı araç patlatmak El Kaide başta olmak üzere radikal İslâmcı örgütlerin yöntemidir.

Gaziantep’i kana bulayan melunlar bunlardan yardım almış olamaz mı?

Geçen gün 11 yıl terör bölgesinde hizmet yapmış bir jandarma astsubayından dikkate değer bir mektup aldım.

Terörle mücadele personelinin daha genç yaşta orduya alınmasını öneriyor ve şunu soruyordu:

“Neden teröristler köylerden 15-16 yaşındaki çocukları götürüyor da 30 yaşındakileri almıyor?”

Dün Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinden gelen haber PKK’nın yaş sınırını daha bile aşağı çektiğini gösteriyor. İlçenin 12 yaşında üç erkek çocuğu PKK’ya teslim edilmek üzere dağa götürülmüştür.

Çocuklardan biri kendi oğlu olmasına rağmen BDP’li belediye başkanı “Benim dağ tercihini yapan çocukları getirme çabam olamaz” diyordu.

Önümüzdeki zorluğu bu ayrıntılar açıkça anlatıyor.

Arazide dağ keçisi çevikliği kazanmış çocuk teröristlerle baş edecek profesyonelleri hazırlamakta geç kalmamak gerekiyor.

Evet, geçerli normlara göre TSK terörle mücadelede şu an bile başarılı sayılabilir. Kesin başarıyı 2000’in ilk yıllarında kanıtlamıştır.

Ama yine de yetmiyor..

Şemdinli’ye yönelik PKK saldırısı ardından binlerce asker ve polis 19 gün dağ bayır arama ve temizlik yaptı.

Ama nasıl bir temizliktir ki çok değil üç gün sonra temizlendi denilen bölgede adamlar yol kesip milletvekilleri ile sarmaş dolaş kameralara poz verdiler.

Suriye’deki iç savaşa taraf olduğumuz müddetçe sınırlar elek olacak, şartlar bölücü teröre hizmet edecektir.

Terörle savaşı zorlaştıran şartları kendi ellerimizle yaratıyoruz!

*****


İki itiraz

Yerim dar; Arınç’ın CNN Türk’e verdiği demecin yalnız iki noktasına itiraz edebileceğim.

Başbakan Yardımcısı yine mağdur edebiyatı yaptı.

Efendim komutanlar askeri törenlerde yüzlerine baka baka en ağır sözleri söylerlermiş eskiden.

Sonra kokteyle geçildiğinde Başbakan’la yalnız başlarına kalırlar, bir tane general yanlarına gelip selâm veremezmiş...

Bu mağduriyet teranelerinden sıkılmadılar mı halâ?

Geçti o günler, artık yeni şeyler söylemek lâzım.

Ne de olsa Genelkurmay Başkanı’nın Başbakan’ı iftar sofrasında ağırladığı günlerde yaşıyoruz.

Allah verdikçe veriyor!

İkincisi... “Basın özgürlüğü konusunda yeterince özgürlük olduğuna inanıyorum” sözü...

Arınç bilmeli ki, yeterli gördüğü özgürlük havası oksijen yetersizliği çekilen ortamların sıkıntısını doğuruyor. Boğuyor.

İnsan düşündüğünü gördüğünü yazamıyor.

Yazarsa uyarı alıyor dinlemezse işini kaybediyor veya hapse giriyor.

Basın özgürlüğünün sınırlarını medya denetiminden zarar göreceğinden korkan siyasetçilerin belirlediği rejimlere demokrasi demiyorlar!

DİĞER YENİ YAZILAR