PKK ile Oslo’da kesilen müzakere sürecini ayağa kaldırma çabalarının yoğunlaştığı görülüyor.
En sıcak gelişme, Azerbaycan dönüşü Başbakan’ın yaptığı şu açıklamadır:
“MİT her an her tür hareketi yapabilir. Mesela yarın İmralı’ya gitmek gerekiyorsa MİT Müsteşarı’na ‘gerekeni yap’ derim...”
Kırk bin hayatı söndürmekten hükümlü Abdullah Öcalan, Başbakan katında kıymete mi bindi?
Öyle denmese bile terörü durdurmaya dönük çabalar bakımından müzakere seçeneğine de şans verilecekse en etkili muhatap maalesef o çıkıyor.
Ayın başında BDP milletvekilleri Cumhurbaşkanı Gül’ü ziyaret ederek iktidar ile PKK arasında köprü olabileceklerini bildirdiler.
BDP’liler, sonuç alıcı bir müzakerenin ancak Öcalan’la yapılacağını, ona bu rolü oynayacak rahatlığı kazandırmak gerektiğini söylüyorlar.
Örgütün Kandil’deki elebaşı Karayılan da aynı adresi gösteriyor.
Muhatap İmralı...
Kafalar karışmış durumdadır. Teröristlerle kucaklaştıkları için Başbakan BDP milletvekillerini aforoz etmişti.
Bu milletvekilleri Cumhurbaşkanı’ndan görev isterken Başbakan, İmralı’yı doğrudan muhatap almaya hazır olduğunun işaretini vermektedir.
Taşlar yerine oturmuyor.
İlerlemenin önündeki en büyük manevi engel, müzakere haberlerinin terörün yoğunluğunu düşürmemesi cenazelerin gelmeye devam etmesidir..
Başbakan, silâhlarını bıraktıkları güne kadar devlet güçlerinin teröristleri hedef almaya devam edeceğini söylemişti.
İsviçre gazetesi LeTemps’a konuşan PKK’nın Kandil’deki lideri Karayılan da benzer sözleri tekrarladı:
“Müzakerelere açığız ama silâhlı eylemlerimizi durdurmayacağız!”
Son örgüt olmak...
Türkiye PKK’yı 2000 yılında yendi ve bitme noktasına getirdi.
Başarı bir kez daha tekrarlanamaz mı?
Hep o hayal kuruldu ama olmadı.
Çünkü bırakın askerin moralini bozan mahkemeleri bir kenara, asıl sorun 10-15 yıl öncesinin yöntemlerini bugünün dünyasında uygulama zorluğudur.
Köyleri boşaltıp topa tutmayı kim savunabilir?
Evet, müzmin terörü bitirmenin arayışı dünyanın başka yerlerinde de hükümetleri örgütlerle masaya oturtuyor.
Çünkü ölerek, öldürerek bir yere varılamayacağını anlamak, bu aleti son çare yapmıştır.
Ama süreci yönetmek büyük yetenek ve özveri gerektiriyor. Cenazeler gelmeye devam ederken müzakerelerin silâhtan arınmış güvenli bir yaşam getireceğine halkı inandırmak ve diyalog isteğini canlı tutmak mümkün değildir.
Burada en kritik eşik, PKK’nın masaya oturtmak için işe yaradığını düşündüğü şiddeti, boyun eğdirmek için masada da kullanmaya devam edip etmeyeceği sorusunun cevabıdır.
Türkiye bölücü terörün direndiği son ülke, PKK da dünyanın en son terör örgütü olmasın!
Zor ama zorunlu barış denemesi
Haberin Devamı

