Ziyaretin şifreleri

Abartılı nitelemeler söylenen sözün önemini azaltır.

Uluslararası ilişkilerin tabiatı da farklı bir şey söylemez.

Türk-Amerikan ilişkileri, Başkan Yardımcısı Joe Biden'in Türkiye'ye yaptığı ziyaret vesilesiyle önemli bir yenilenme geçirdi.

Bu yenilenme iki tarafın sözlerindeki coşkuya bakarsanız beklenenin üstünde bir gerçekleşmedir.

Joe Biden'in yaptığı kısa analiz siyah-beyaz bir resmin soğuk gerçekçiliğine tanıklık ediyor.

Başkan Yardımcısı şunu demiş:

"Bizim Türkiye'ye ihtiyacımız var. Sanırım Türkiye de bize ihtiyacı olduğuna inanıyor."

Bu basit değerlendirmenin doğru olup olmadığını, alt başlıkları okuyarak tayin edebiliriz. Aranan uzmanlık hizmetini emekli büyükelçi Onur Öymen yerine getirmiş, sıcağı sıcağına:

1. İzlenen politikalarla Bağımsız Kürdistan'ın kurulmasının önü açılıyor;

2. Türkiye'nin Kandil'e operasyon yapmak isteğini masaya koyması gerekirken bu yapılmadı;

3. Türkiye "Musul'da Türkmenler'in korunması için askeri harekât yapmaya karar verirsek engel olmayın" demeliydi diyemedi;

Haberin Devamı

4. "Kerkük'ün korunması için asker göndereceğiz" diyemedi;

5. "Mahmur kampını ve Kandil'i boşaltın" diyemedi.

"Amerika dost istemez, sadık müttefik ister.."

Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e ait bir sözdür bu.

Büyükelçi Öymen'e göre fazla bir şey değişmemiştir.

Bizden İncirlik Üssü'nü kullandırmamızı, Ayn el-Arap'a asker göndermemizi, Esad'a değil IŞİD'e öncelik vermemizi istiyorlar..

"PKK ile savaşmayın, müzakere edin, Kıbrıs'ta Rumları tatmin edin, Doğu Akdeniz'de petrol araştırmayın, bırakın doğal gazı Rumlar çıkarsın" diyorlar.

İsteyen taraf daima onlar.

Bir şeyler koparan da her zaman yine onlar oluyor!

Kaş yaparken...

Çıkacak bir kürsü bulan, hemen başlıyor...

Bölücülüğün kötülüklerine karşı ne yapmak gerekiyorsa yeminler ederek vaad ediyor, taahhüt ediyor.

Vatanın, milletin birlik ve bütünlüğü için göze almayacağı özveri bırakmayan kahraman, bir fırsatını bulup sıralıyor:

"Kürt, Laz, Ermeni, Çerkez, Rum, Pomak, Zaza, Sünni, Alevi..."

Sözde bu ayrıntılar, birlik içinde yaşama isteğinin ifadesiymiş!

Haberin Devamı

Bugünlere biz bu etnik ve dinsel farklılıkları inkâr ederek mi geldik?

Hayır tersine, gerekli gereksiz tekrarlayarak, dertsiz başımızda nefret uçurumları yaratarak geldik.

Yanlış yoldayız.

Bölücü teröre karşı koymanın yolu ayrılıkları değil müşterekleri konuşmak ve geliştirmektir.

Terör mağdurundan seçmen yaratmak ahlâk sorunudur!

DİĞER YENİ YAZILAR