Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, irtica tehdidinin varlığını savunurken art arda sorular sormuştu.
İlki şuydu: “Her fırsatta ‘laikliği yeniden tanımlayalım’ diyenler yok mudur?”
Ardından birkaç soru daha... Ve hüküm cümlesi:
“Bu sorulara ‘Hayır Türkiye’de bunlar yoktur’ diyemiyorsanız Türkiye’de irtica tehdidi vardır ve bu tehdide karşı her türlü önlem alınmalıdır!”
Orgeneral Büyükanıt’ın tehdide bir numaralı kanıt olarak gösterdiği beyanın Meclis Başkanı Arınç’a ait olduğu biliniyor ve ne cevap vereceği merakla bekleniyordu.
Arınç cevap hakkını Kanal 7’de kullandı ve “Genelkurmay Başkanı beni kastediyorsa bundan üzüntü duyarım” dedi.
Genelkurmay Başkanı’nın kendisini hedef alan sözlerini nezaketsizlik saydığını öne süren Arınç, laikliğin yeniden yorumlanmasına ihtiyaç bulunduğu konusundaki görüşünde ısrarlı olduğunu da söyledi.
Arınç’a malum olmuş
Yumuşak ses tonu ile kamufle edilmiş sert çıkışlar, Arınç’ın karakterini yansıtıyor. O makama “türban inadı”nı kullanarak geldiğini unutmadık.
Ama bu son olay gerçekten onu sarsmış olmalıdır. Düşünün ki bir önceki komutan Özkök yaptığı veda ziyaretinde onu onurlandıran sözler söylemişti:
“Başkanlığınız döneminde Meclis’in saygınlığının, itibarının artması, siyaset kurumunun saygınlığının artması anlamına geldiğinden çok önemsiyorum. Bundan dolayı sizi tebrik ediyorum.”
Üstünden kırk gün geçmeden, gelen komutan Büyükanıt onu, irtica tehlikesi ile ilgili sıraladığı kanıtların ilk sırasına koymuştur.
Kanal 7’de Arınç, Özkök’ün veda törenindeki duygularını da anlattı:
“Veda töreninde eşinden çok ben ağladım!”
Demek ki malûm olmuş... Ama devlet hayatı duygusallıkları ve alınganlıkları kaldırmıyor.
Samimiyet sınavı var
İrtica konuşmalarından Başbakan Erdoğan’ın Bülent Arınç’tan daha fazla alınması gerekirdi. Fakat Erdoğan bunu belli etmemeyi başardı.
Üstelik Başbakan laikliğin yeniden tarif edilmesi önerisine katılmakla kalmıyor, irtica kavramına da tarif istiyor.
“Yaptıklarınıza bakın, tarifi çıkarın” diye cevap verilebilir buna. Fakat Başbakan zekice bir esneklik göstererek bu tür tepkileri de önlemiştir.
Cumhurbaşkanı ve komutanlarla sorunu çözebileceklerini söylemiş “Bunları kamuoyu önünde değil, aramızda konuşalım” demiştir.
Doğru olan da budur. Çünkü tırmandırmak, yalnız toplumsal huzuru ve ekonominin sağlığını bozmayacak, içine girdiğimiz seçim ortamını da zehirleyecektir.
Başbakan’ın bu uzlaşmacı adımı samimi olarak mı attığını, yoksa bu fırsatı zaman kazanmak ve devlet adamı gibi davranarak Cumhurbaşkanı seçimine yatırım için mi kullandığını merak ediyorum.
Temennim var ama tahminim yok maalesef...
Zirvedeki iki karakter
Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, irtica tehdidinin varlığını savunurken art arda sorular sormuştu
Haberin Devamı

