Zirve iyi olur...

Haberin Devamı

“Birileri bu ortamı soğutarak toparlamalı. Bu da Cumhurbaşkanı Gül’e, liderlere, âkil adamlara düşer.”

Doğrudur. Siyaset yangın yerine dönmüş durumda. Kimse diyalog ve uzlaşma zemini oluşmasına yardım etmiyor.

Bütün konuşmalar incitici, yıkıcı ve abartılı.

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün yazının başına koyduğum sözleri ciddiye alınmalıdır.

İktidar ve muhalefet liderleri, birbirlerinin dediklerini “içinde yararlı bir şey var mı” merakıyla dinlemiyorlar, ağzının payını vermeye yarayacak bir açık vermiş mi; sadece ona bakıyorlar.

CHP lideri Kılıçdaroğlu hakkındaki dokunulmazlık fezlekesi üstünde süren tartışma da öyle.

Hatırlamaya çalışalım; fezleke hangi nedenden kaynaklandı?

Tutuklu iken seçilen milletvekillerini özel yetkili mahkemelerin serbest bırakmamakta inat etmesinden...

Söz konusu olan hukukun, siyaset ve yargı tarafından katlidir. Silivri’yi ziyaret ettikten sonra bastıramadığı isyan duygusu Kılıçdaroğlu’nu konuşturmuştur.

Samimi bir çözüm arayışı, adaletin kanayan yarasını çoktan iyi eder, bu olay belki hiç yaşanmayabilirdi.

Kılıçdaroğlu önceki gün tekrar hatırlattı:

Meclis Başkanı Cemil Çiçek’le yaptıkları bir görüşme sırasında eski AİHM yargıcı olan CHP Milletvekili Rıza Türmen “Bu konuyla ilgili birçok AİHM kararı var. Onları tercüme edip size verelim” demiş.

Çünkü bu yapılırsa tutukluluğun evrensel hukukta ceza değil tedbir olduğu AİHM kararlarında görülecek, Türk yargısında yaşanan ters uygulamalar ve haksızlıklar, yeni bir yasa çıkarmaya gerek doğmadan düzelecektir.

Yani bu kadar basit.

Ama öneriyi dinleyen Meclis Başkanı Çiçek daha önce Adalet Bakanlığı yapmanın tecrübesi ile şu karşılığı vermiş:

“AİHM kararlarını bizim yargıçlarımız okumuyor!”

Tutuklama rejiminin yanlışlığından kaynaklanan acılar, zararlar, aile faciaları orta yerde dururken ve yeni kurbanlar bu girdapta kaybolmaya devam ederken böyle mazeret olabilir mi?

Emekli Orgeneral Özkök’ün çağrısına Cumhurbaşkanı Gül kulak vermeli, Çankaya’da toplayacağı liderleri, acil çözüm bekleyen sorunlar konusunda işbirliği yapmaya ikna etmelidir.

Tutukluluk konusundaki rezalete son vermek için bile birleşemeyen partilerden kim doğru dürüst bir anayasa yapmalarını bekleyebilir?

Mükemmel adam

Rauf Denktaş, sevgisi, inancı ve inatçı mücadelesi ile dolu dolu bir hayat yaşadı.

KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı oldu.

Ama son saatlerinde, bilinç altından yansıyan sözleri, Rum liderlere seslenmeleri, KKTC’nin bağımsız bir cumhuriyet olduğu konusundaki vurguları, ebediyete göç ederken rahat olmadığını, bazı endişeler taşıdığını düşündürüyor.

Gerçekten büyük bir kahramandı.

Cesur yüreği tek üstünlüğü değildi.

Kendi halkı için güvence, hasımları için korkutucu olan bir akıl, derin bir bilgi ve tecrübe birikimine sahipti.

Son saatlerinde eşi için “Sevemez kimse seni benim sevdiğim kadar“ şarkısını mırıldanması, onun aynı zamanda mükemmel bir eş, renkli, çok yönlü, tam donanımlı bir insan olduğunu da gösteriyor.

Ona Allah’tan rahmet diliyoruz.

Geride kalanlara duamız şu olur:

Allah Kıbrıs Türkü’nü yeni bir Denktaş aramaya mecbur etmesin.

Çünkü onun gibi adanmış mükemmel adamlar kolay çıkmıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR