VATAN diyor ki...
Kurban olduğum Allah verdikçe veriyor!..
Yargı sistemimizi iktidarın kontroluna veren referandum sayesinde yüksek yargının koltukları iktidara yakın hakim ve savcılar tarafından doldurulurken Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç minnet duygularını bu sözlerle anlatıyordu.
Ama doğa kanunu gibidir bu işler; din forması altındaki gruplaşmalar dayanıklı olmuyor.
Danıştay Genel Kurulu’nda şimdi bu tecrübeyi yaşıyoruz.
Ve bize bu tecrübe, siyasi amaçlarla yargıya müdahalede bulunmanın, hukuku olduğu kadar iktidar sahiplerini de yaraladığını öğretiyor.
Yüksek yargıyı alt üst eden yasal değişiklikler sayesinde yargı erkinin tüm gücü iktidarın eline geçtiğinde bu “saray darbesi“ni gerçekleştirenler zafer kazandıklarını düşünmüşlerdi.
Genel kuruldaki açık farka rağmen Danıştay Başkanı’nı belirleyecek iki deneme başarılı olamamıştır.
Gülen tarikatı ile yürüdüğü bilinen koalisyon, “birlikten kuvvet doğar” ilkesinden kuvvet alarak sorunu çözecektir.
Ama değil mi ki din ve siyaset iç içe girmiştir, geçici çözümlerin işe yaraması garanti değildir.
Türkiye’nin büyük bir açık cezaevi haline niçin ve nasıl dönüştüğünü anlamak kolay fakat çare bulmak zordur.
Çünkü medyanın nefes darlığı çekmesi demokrasiden beklenen iyiliğin önünü tıkamaktadır.
Soru soramayan bir muhalefetin eksikliğini kaldıramayız.
Meclis’teki iktidar grubu daha şüpheci olmalı, daha çok soru sormalıdır.
Yeni MİT yasası geliyor.
Zaptiye devletine dönüşme tehlikesi vardır.
Meclis’ten bir gece ansızın geçebilir. Dikkat!!!
İbretlik örnekler
Aynı eğitimi gördüğü halde aralarında dağlar farkı olan dindarlara örnekler gördük .
Başbakan Erdoğan Dolmabahçe Camii’nde giren bazı kişilerin bira içtiklerini iddia etti.
Caminin müezzini Fuat Yıldırım’ın tanıklığına başvuruldu ama istenen ifade alınamadı. Sorgucular 6 saat asıldı müezzin sonuna dek dayandı. Fazlasını yaptı aslında:
“Ben din adamıyım; yalan söyleyemem. Cami içinde içki içen birini görmedim!” dedi.
Öbür örnek Afyon’da..
Din Öğretimi Şube Müdürü Özkul, din bilgisi öğretmenlerini toplayıp “Sizler okul müdürlerinin başdanışmanısınız. Müdürler adım atacak size soracak. İşler kontrolünüzde olacak. Bunu Ankara da böyle istiyor, Allah da böyle istiyor!”
Dindarlık herkesi aynı kalıba sokmuyor.
İyi ki öyle!

