Önemli tüm sorunlara uyguladığımız neredeyse değişmez iki tedbir var; uyuşturma ve erteleme.
MİT-Polis-Yargı arasındaki çatışmanın sürmesini önleyecek çare dün üretilemediği gibi, TBMM’de yaşanan iç tüzük krizi de aşılamadı.
İç tüzük haftaya ertelendi.
MİT merkezli bunalım uzun bekleyemez.
Büyük ihtimalle, MİT Müsteşarı Fidan ile iki eski MİT’çiyi ifadeye çağırma kararından Başsavcı’yı haberdar etmediği gerekçesiyle görevli savcılar kızağa alınacaklardır.
Mesele kapanacak mıdır böylelikle?
Devletin vazgeçilmez kurumları arasında patlak veren çatışmanın sebepleri, hastaya morfin verip uyutarak giderilemez.
Yargıyı siyasete alet etmenin ve polisi de yargıya suçlu üreten bir alet gibi kullanma yanlışına düşmenin bedelini ödemeye kim bilir daha ne kadar süre mahkûm olacağız.
Ahiret soruları
Hükümet bütün varlığı ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a sahip çıkıyor.
KCK savcısı dün MİT Müsteşarı’nı bekliyordu. Ama o Cumhurbaşkanı’nın yanına çıktı.
İstanbul’a da itiraz yazısı gönderdi.
Yasaya göre, ifade için Başbakan’ın izin vermesi gerektiği hatırlatıldı.
Ama eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ’a gösterilen gerekçe şimdi MİT Müsteşarı Fidan için kullanılacaktır.
“Katalog suçlar” kapsamında bir soruşturma varsa, MİT Müsteşarı’nı şüpheli olarak çağırmakta izin şartı aranmıyor.
Ayrıca, savcının MİT Müsteşarı’na soracağı soruların niteliği, kopacak kıyametin çapını belli ediyor.
Medyaya sızan sorular, yöneltilecek suçlamanın vahametini gösteriyor.
Savcı, MİT Müsteşarı’na “KCK sizin gözetiminizde mi kuruldu?” diye soracak.
Ve “Örgütle Öcalan arasında kuryelik yaptınız mı? Kandil’le İmralı arasında mektup taşıdınız mı?” dahil yığınla soru...
Adam bulamayız
Aslına bakarsanız, eski Genelkurmay Başkanı’nın tutuklanması ne kadar haksız ve yanlışsa, MİT Müsteşarı’na lâyık görülen senaryo da aynı ölçüde gaflet örneğidir.
Bölücü terörü önlemekte siyasi müzakerelere dayalı ikna yolunun doğruluğuna inanan iktidara hak verirsiniz veya vermezsiniz; o ayrı iştir.
Buradaki mesele, hükümetten aldığı direktif doğrultusunda MİT’in ve başındaki sorumlunun görevini yapmasıdır.
Bunu suç sayacak ve böyle bir nedenle MİT Müsteşarı’nı cezalandıracak olursak özveri isteyen görevlere nitelikli insanlar bulmakta imkânsızlığa düşeriz.
Galiba köklü çözüm, özel yetkili mahkemeler ve savcılar rejimine son vermekten geçiyor. Çünkü bu model devlet kurumlarını bile kavgalı hale getirmiş, siyaset merkezlerini entrikalarla kokuşmuş eski saraylara benzetmiştir.
Etrafımız kaynıyor ve biz en güçlü olacağımız dönemde birbirimizin gözünü oyuyoruz!
Bari Meclis’te olsun
Mecliste muhalefetin sesini kısmak niyetiyle düzenlenmiş bir İç Tüzük’e direnmek demokrasi görevidir.
Üç muhalefet partisinin iktidara karşı güçlerini birleştirmesi, övgü hak ediyor.
Muhalefet sözcülerinin konuşmalarını zaman kaybı görmek demokrasi suçudur.
Sokakta muhalefet yok, medyada muhalefet yok; bari Meclis’te biraz olsun!.
Muhalefeti susturulmuş bir meclisin yapacağı yasanın, hükümetin tek başına çıkardığı kanun hükmünde kararnameden ne farkı olur?

