Zafer Bayramımız bize onur veren hayat veren mucizenin adı Cumhuriyet’in de temelidir.
Çürümüş bir imparatorluğun yorgun ve yoksul ümmeti millet olmuş, nineler ve dedeler bile asker kimliği ile destanlar yazıp dünyanın büyük güçlerine meydan okumuştur.
O görkemli şahlanış 86 yıl önce bugün doruğuna ulaşmıştı.
Atatürk’ün başkomutanlığında kazanılan çağın son meydan savaşı zaferi, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin yolunu açmıştır.
Yeni devletin askeri bir zaferin üstünde yükselmesi, bir gelenek yaratmıştır.
30 Ağustos mesajları bu nedenle “inanç tazeleme” sebebi olmaktadır.
Cumhuriyetin kurucu değerlerinde aşınmalar meydana geldiğinde millet adeta askerden güven duygusunu onaracak sözler beklemektedir.
Bu 30 Ağustos, ordunun en üst komuta kademesinde gerçekleşen değişikliğe denk geldi. Ve yeni Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ da bu beklentiyi tatmin edecek sözleri söyledi.
Cumhuriyet değerlerini temsil eden büyük anıtta son dönemler oluşan tahribatı onarmayı görev sayması, tabii ki bazı çevreleri hoşnut etmedi.
Ama Türkiye’nin geleneğine ve toplumsal ihtiyaçlarına saygı göstermek lâzım.
Devletin üç sütunu
Orgeneral İlker Başbuğ, halkın duymak istediği güven mesajlarını verirken siyaset zorlamaları yapmamıştır.
Gerek Büyükanıt’tan görevi devraldığı törende, gerekse 30 Ağustos mesajında Cumhuriyet’in ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet temellerine dayandığını, Silâhlı Kuvvetlerin de bu yapının en büyük güvencelerinden biri olduğunu belirtmiştir.
Dini cemaatlerin etkinliklerini arttırmalarından duyulan kaygılara işaret etmesi ve laikliğin tarifini tahrif etmeye yönelik zorlamaları anmadan Anayasa maddesi okuması, herhalde siyasete müdahale sayılmamalıdır.
Törende 24. maddeyi okudu:
“Kimse devletin sosyal, ekonomik, siyasi ve hukuki temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne surette olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez veya kötüye kullanamaz...”
AKP’ye de güvence
Eğer bu maddeyi Cumhurbaşkanı’nın ve Başbakan’ın yüzüne karşı okumak bazılarımıza tuhaf geliyorsa Türkiye’nin bugün laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi hükmüne bağlanmış bir iktidar tarafından yönetildiği gerçeğini de gözden uzak tutmamak gerekecektir.
O zaman resim yerine oturur.
İç düşmanlardan kaynaklanan tehdidin tamamiyle sivil siyaset tarafından def edilebileceğine güveneceğimiz günlere inşallah bir gün ulaşacağız.
Ama önce AKP’nin sicilindeki mahkûmiyetinden arındığını görmemiz, en azından bir seçimden daha geçmesini beklememiz gerekecektir.
Ayrıca unutulmasın Silâhlı Kuvvetlerin cumhuriyet değerlerini korumak konusundaki taahhüdü, partinin radikal kanadından gelecek baskılara karşı parti üst yönetimine de koruma sağlayacaktır.
Asker, milletin kendisine beslediği güven duygusuna layık olmanın demokratik şartlarına elbette saygı gösterecektir ama laik cumhuriyeti koruma görevinde bir açık vermemeye de dikkat edecektir.
Zafer Bayramı kutlu olsun.
Başkomutan Mustafa Kemal’in şahsında bütün kahramanlara minnet duyguları ile rahmet diliyoruz..
Zafer ve güven
Haberin Devamı

