Bugün kutladığımız bayram, imparatorluk enkazından cumhuriyet çıkaran, ümmeti millet yapan bir mucizedir.
Askerlik tarihinin son meydan savaşını kazanırken yaşlı ninelerini bile asker yapan bu millet, zaferden sonra başkomutanının önderliğinde çağdaş uygarlık toplumunu hedef alan bir yürüyüş gerçekleştirmiştir.
Seksen dört yıl sonra neredeyiz?
Yazık ki cumhuriyetin değerleri ile demokrasinin çatıştığını iddia edenlerin yarattığı akıl karışıklığı hâlâ baş derdimiz.
Muhafazakâr iktidarın icraatından tedirginlik duyanlara bu 30 Ağustos umut ve güven kazandırdı.
Yüksek komutada gerçekleşen nöbet değişikliğinin yansıttığı üslup farkı, toplumun büyük bir kesimini, açık bir şekilde duymak istediği güvencelere kavuşturdu.
Aslında Özkök de, yerine gelen Büyükanıt da aynı cevherin damarlarıdır. Farkları özde değil üsluptadır.
Meselâ Özkök de defalarca aynı mesajları vermiştir ama konuşmalarının felsefi içeriğinde anlamlar kaybolabilmiş, fakat Büyükanıt, anlayışı kıt olanlara bile dediklerini duyurmuştur.
Orduyu siyasetten ayırmak, Atatürk’ün direktifidir. Başkomutan’ın emrine Büyükanıt da bağlıdır. Ama Büyükanıt hassas bir ayrıntıya büyüteç tutarak farkını koymuştur.
Yeni Genelkurmay Başkanı’na göre ulus devletin, üniter devletin, laik devletin korunmasında taraf olması, ordunun siyasete bulaşması değildir. Bu onun Anayasal sorumluluğudur.
Bu değerlere düşmanlık edenler rahat durdukları zaman, askerle ilgili hiçbir şikâyetleri kalmayacaktır.
Hürriyetsiz demokrasi, ordusuz hürriyet olmaz. Cumhuriyetin değerlerini koruyup yücelterek özgür olacağız.
Kudurma işareti
Katiller sürüsünün son eylemleri ve ona bağlı uluslararası tepkiler önemli işaretler veriyor.
PKK gibi bir örgüt, nefes zorluğu çekmeye başladığı zaman böyle kudurma alâmetleri gösterir. Irak’ta sıkışıyorlar, Almanya’da eskisi kadar kolay haraç toplayamıyorlar. Alçaklıklarına yönelen nefret de dünyada gün günden genişliyor.
AB reformlarının kazandırdığı haklardan sonra cinayetlerine bahane kalmamıştır. Turizm hedeflerine saldıran melunlar, halkın ekmeğine de el atmışlardır.
Saldırdıkları kentlerde tatil geçiren İngiliz ve Rus turistlerden ülkelerine dönmek isteyenler çok olmadı. İki ülkenin medyası da vatandaşlarının bu kararlarını desteklerken AB ve birçok ülke terör saldırısını lânetleyen açıklamalar yaptı.
Bunlar alışık olmadığımız desteklerdir.
Amerika’yı soracak olursanız, o aynı: Dün PKK’ya yeni bir “teröre sona ver” çağrısı yaptı.
Bir “süper devlet” olduğunu ve teröriste yakarmanın onursuzluk olduğunu inşallah o da yakında anlayacaktır!

