Zaaf değil fazilet olur

Anketler halkın bu konuya önem verdiğini gösteriyor: Cumhurbaşkanı eşinin başı açık olmalı. Aday olup olmayacağını son ana kadar saklamayı düşünen Başbakan, NATO zirvesinden yurda dönerken gazetecilerin bir sorusu üzerine niyetini ele verdi

Haberin Devamı

Anketler halkın bu konuya önem verdiğini gösteriyor: Cumhurbaşkanı eşinin başı açık olmalı.

Aday olup olmayacağını son ana kadar saklamayı düşünen Başbakan, NATO zirvesinden yurda dönerken gazetecilerin bir sorusu üzerine niyetini ele verdi.

Soruyu sanki adaylığını daha önce açıklamış biri gibi cevapladı:

“Biz bu yola eşimle birlikte girdik. Birileri, Allah göstermesin ‘Eşinizin başını açın’ diyor. Birileri bizden kimlik değişimi istiyor. Bu siyasi kimlik zaafıdır. Biz bu zaafı gösteremeyiz. Biz halkımızı aldatamayız. Halkımızın karşısına nasıl çıktıysak bugün de öyleyiz. Bu yolda Anayasa, yasalar ne emrediyorsa onu yaparız.”

Bu sözler Başbakan’ın iki önemli mesaj verdiğini açıkça belli ediyor:

1. Çankaya’ya çıkarım;

2. Eşimin başını da açtırmam!

Başbakan, eşinin başını açmasını niçin siyasi kimlik zaafı olarak niteledi?

Kendisi, siyasi düşünce ve tercihlerinde geçirmiş olduğu değişimde rekor kırmış, bu özelliğiyle takdir kazanmış bir siyaset adamıdır.

Değişimini “gelişim” diye adlandırmış ve bundan haklı olduğunu düşündüğümüz övünçler çıkarmıştır.

Çankaya başka
On yıl önce “demokrasi bizim için araçtır” diyordu.. “Tutturmuşlar bir laiklik, laiklik. Halk istemedikten sonra ne laikliği yahu?” diyordu.

Oysa şimdi böyle konuşmuyor. Samimiyetinden şüphe edenler bulunsa da demokrasiyi, mecbur kaldığı zamanlar da laikliği pekâlâ savunuyor.

Bunlar kimlik zaafı mıdır? Değildir.

Başbakan’ın şu sözleri Çankaya Köşkü’nü sadece makam olarak kullanıp ikametgâh olarak kullanmayacakları yolunda ipuçları veriyor:

“Anayasa ve yasalar ne emrediyorsa onu yaparız.”

Tercümesi şu olabilir:

“Çankaya kamusal alansa eşimle orada yaşamam. Zaten aynı gerekçeyle Başbakanlık resmi konutunu da ikametgâh olarak kullanmıyoruz.”

Ama bu çare değildir. Cumhurbaşkanı olduğu takdirde birlikte katılacakları resmi etkinlikler ve dış geziler özel yaşamlarının parçası olmayacaktır. Türban ve ona uygun kıyafet, aynı zamanda bir kadın hakları savaşımı olan 83 yıllık cumhuriyet kazanımlarının kaybedildiği düşüncesini uyandırmakta, halkı rencide etmektedir.

Başbakan “Biz bu yola eşimle birlikte girdik” derken bir gerçeği itiraf ediyor:

İslâmî yaşam biçimine destek veren mesajlarının bir kısmını eşinin türbanı ve giyim kuşamı ile vermiştir.

Ama bu alışkanlığını Çankaya’da sürdüremez. Çünkü orada hem halkın bütününü ve hem de devleti temsil etme görevi yapacaklardır.

Emine Hanım’ın devlet görevlerinde Cumhurbaşkanı eşine refakat ederken başına türban takmaması, onun dışındaki yaşamını ise bildiği gibi sürdürmesi asla kimlik zaafı olmaz, fazilet olur.

Tabii asıl fazilet, Cumhurbaşkanı’nı cumhura, yani halka seçtirmektir!

DİĞER YENİ YAZILAR