Yüzde 10 barajı savunmak ayıp!

Haberin Devamı

Hedef doğru seçilmiştir. Yeni anayasa istikrarlı bir yönetimi güvence altına almalıdır.

Aynı şekilde temsil kabiliyeti yüksek bir seçim düzenini de...

Sistemi, koalisyon olmasın diye demokrasinin canına okuma yanlışından bu duyarlılık korur.

Yönetimde istikrar ve temsilde adalet böyle sağlanır.

Bizdeki sisteme demokrasi denilemez. Çünkü yüzde 10 seçim barajı ile demokrasi olmaz.

Barajı aşamayan oyların sahibine değil, büyük partilere fazladan milletvekili kazandırması nasıl demokratik olur bilemeyiz ama adaletli bir temsil tablosu çizmeyeceği kesindir.

Bu sistemde büyük partiler, baraja takılan meclis sandalyelerini paylaşarak, hak etmedikleri güce sahip olurlar.

İktidar partisi barajı niçin koruyor; işte sebebi bu!

Hak edilmemiş güç iktidarlara doğru işler yaptırmaz. İktidar partisindeki çoğunlukçu eğilimleri tahrik eder.

Kendisini dev aynasında gören siyasetçi ile diyalog ve uzlaşma sağlamak kolay olmuyor.

Aralıksız 11 yıldır tek başına iktidarda olan AKP’den “temsilde adalet, yönetimde istikrar” ilkesine demokrat bir hassasiyetle yaklaşması daha yakışırdı.

Oysa Ankara’dan gelen haberler ve Başbakan’ın verdiği işaretler AKP’nin yüzde 10 barajını korumaya kararlı olduğunu gösteriyor.

Yüzde 10 seçim barajını korumanın ayıbını nasıl örtecekler diye sorarsanız cevabı keyif kaçırıcıdır.

Çünkü arayış “seçim adaleti nasıl sağlanır?” sorusuna değil “hangi model AKP’ye daha fazla milletvekili kazandırır?” sorusuna cevap arıyor.

Daraltılmış seçim bölgeleri, dostlar alışverişte görsün oyunudur.

Baraj en azından yüzde 7’nin altına inmedikçe, demokratikleşme adına harcanan çabalar değersizdir!

Savaşı durduracak enerji

Dünkü VATAN’da Humus’un son hâlini gördünüz mü?

Esad’ın lânetli gücü o fotoğrafta savaşın tüm dehşetini ürpertici bir vahşetle yansıtıyordu.

Bu halkı sadist diktatörüne karşı korumak insanî bir görevdir.

Ama menfaat kaygısı ile lekelenmemeli bu yardım fikri.

Erbil’de çıkan Rudaw gazetesi Suriye Kürdistanı’nın Türkiye’ye yeni bir pazar oluşturacağını öne sürerek şunu yazdı:

“Suriye petrolünün yüzde 60’ı Kürt bölgelerinde. Ankara Iraklı Kürdistan’da yaptığı gibi bu alanlara erişebilir..”

Türkiye’nin Suriye’ye ilgisi asla petrolle, parayla pulla bağlantılı görünmemeli.

Savaşı durduracak enerjiyi diplomaside aramaya devam...

DİĞER YENİ YAZILAR