Türkiye raporundaki bazı ifadeler, AB karşıtlarına iki aylık sermaye verdi.
Kürtleri ve Alevileri azınlık gören maddeleri ve "ucu açık" ifadesiyle hedefi bulandıran cümleyi bazılan, Türkiye'yi AB'ye üye yapmama niyetinin tuzakları olarak algıladı.
Diplomatik çevrelerde dolaşan bir fıkrayı geçenlerde aktarmıştım bu sütuna, onun gibi..
AB zirvesi, yeni üyeleri mülakatla almaya karar verir. Sınav Romanya delegesi ile başlar:
- İlk atom bombası nereye atıldı?
- Hiroşima'ya..
Romanya üye olur.. Sonra Bulgar gelir:
- Ne zaman atıldı?
-1945 yılında..
Bulgaristan da sınıfı geçer.. Liderlerin karşısına Türkiye oturur:
- Kaç kişi öldü, isimlerini sayınız!
Tersten okumayın
Evet koşullar görünüşte eşit ama içerikte çok farklı olacak. Ama unutmayalım ki zorluk bizden geliyor.
Büyük ve fakir bir ülkeyiz. Müslümanız. Avrupa halklarının tarihten gelen bir Türk korkusu var. Orada çalışan Türk işçi ailelerinin Avrupa yaşam kültürüne gösterdikleri direnç, üyelik halinde başlayacak Türk akını ile neler olacağı konusunda kâbus yaşatıyor.
Vehmedilen düşmanlık gerçek olsaydı rapordaki Türkiye eleştirileri ve sayılan noksanlıklar, pek alâ Türkiye'nin müzakerelere başlamaya hazır olmadığı gerekçesi olarak kullanılabilirdi.
Halbuki tam tersi olmuştur. Çünkü AB, stratejik hedeflerine Türkiye olmadan ulaşamayacağını görmüştür. Hatta çok önce görmüştür.
Raporu dizayn eden niyet, Türkiye'yi üye yapmamak değil, Avrupa kamuoyuna rağmen üye yapmaktır. Bizi rahatsız eden kayıtlamalar kendi muhalefetlerini rahatlatmak amacıyla konulmuştur.
Nitekim itirazımız üzerine Kürtler ve Aleviler konusundaki tanımlar değiştirilmiştir.
Derviş olur mu, olur!
Birbirimizi ikna etmeye harcayacağımız enerjiyi dışa dönük çabalar için kullanma zamanı gelmiştir.
Başbakan Erdoğan'ın 17 Aralık'taki zirveye CHP lideri ile gitme dileğine Baykal'ın bundan onur duyacağını, hatta çalışmalara daha önceden katılabileceğini söylemesi önemlidir.
Çünkü bu işbirliği sadece Türkiye'nin AB üyeliğine yönelik siyasi iradesinin dayandığı tabanın genişliğini göstermekle kalmıyor, müzakere sürecinde meclisin reformlara vereceği desteği de taahhüt ediyor.
Keşke bu işbirliği ve özveri anlayışı, nihai başarı için yaşamsal önemi olan başmüzakerecinin seçiminde de kendini gösterebilse.
Başbakan Erdoğan "Sizde adam mı yoktu?" eleştirilerine kulak asmadan, muhataplarını kendi dilleriyle ikna etme yeteneği olan, pazarlık tecrübesi yüksek, uluslararası saygınlığa sahip birini, Kemal Derviş'i, CHP'li olduğuna bakmadan başdelegelik sorumluluğunu almaya keşke çağırabilse.
"Olmaz" demeyin..
Bu büyük davanın mucizelerine inanmak lazım..
Yürüyelim arkadaşlar
Türkiye raporundaki bazı ifadeler, AB karşıtlarına iki aylık sermaye verdi
Haberin Devamı

