Kamer Genç’i “Katar” dediği için linç etmeye kalkışan AKP milletvekilleri bakalım özür dileyecekler mi?
Aslında millete de özür borçları vardır.
Hatta devletin elindeki bir medya grubunun devletin parası ile iktidarın seçtiği bir şirkete kazandırılması pervasızlığı var ortada; onun da hesabının verilmesi gerekiyor.
Benzersiz bir mali skandalla karşı karşıyayız. Bu skandalın içerdiği günahlar, ayıplar ve suçlar, önümüzdeki dönemin siyasi gelişmeleri üzerinde yön veren etkiler yaratacaktır.
Bilindiği gibi Sabah ve atv için 7 şirket şartname almış, yalnız bir şirket ihaleye katılmıştı.
CHP lideri, ihaleyi bir fiyat artırma yarışı olmaktan çıkaran müdahaleleri ilgili şirketlerle temas eden Başbakan’ın gerçekleştirdiğini iddia ediyor.
İhalenin hiçbir artırmaya meydan vermeden 1,1 milyar dolara Çalık Grubu’nca kazanılmasını belki de bu çabalar sağlamıştır.
Asıl büyük zorluğun paranın temin edilmesinde yaşandığı görülüyor. Çünkü vergi ile beraber yaklaşık 1 milyar 250 milyon dolar bulmak gerekiyordu. Özel bankalar güvenilir bulmadılar işi. Çalık’ın stratejik bir ortak bulup anlaşmasını beklediler.
Fakat yabancı adaylar TMSF’ye ödenecek bedelin yüksek olduğunu düşünerek ortaklığa uzak durdular. Bu nedenle de özel bankalar Sabah-atv yatırımına kredi desteği vermeyi kabul etmediler.
Ve zor günler başladı.
Boşa attı dolu vurdu..
Başbakan’ın damadı, Çalık Grubu’nun en üst profesyonel yöneticisidir.
Sabah-atv için göze alınan siyasi ve hukuki risklerin bir önemli sebebi de, bu yayın grubunun AKP’nin propaganda gücüne ekleyeceği büyüklük ve merkezdeki seçmenlere ulaşmakta sağlayacağı olanaklardır.
Paranın 750 milyon doları iki kamu bankası, Halkbank ve Vakıfbank’tan sağlandı. Özel bankaların elini tutan sebepler acaba niçin bu iki kamu bankası için geçerli olmadı? Bunun tek sebebi olabilir:
Siyasi etki.. İktidar gücünün kötüye kullanılması..
Kamer Genç dün “Körfez’deki Arap emirliklerinde para aradıklarını duymuştum. Başbakan Katar’a gittiği için ben de Katar dedim. AKP’liler saldırınca 12’den vurduğumu anladım” dedi.
İki kamu bankası, 750 milyon dolarlık krediyi ne şartlarla ve hangi teminata dayanarak verdi, herhalde millete açıklayacaklardır.
Ama asıl sorumluluk Katar’a iki ay ara ile resmi ziyaret yapan Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan’a düşüyor.
İbret almazlar mı?
Damat beyin şirketine yapılan iltimas iki kamu bankasına neye mal olacak, bilmiyoruz ama Katar’dan alınan paranın maliyeti çok daha ağırdır; bunu biliyoruz.
Çünkü bu arayışlar, Türk devletinin Cumhurbaşkanı’nı, Ankara’da kaldığı otelde Suudi Arabistan Kralı’nın ayağına kadar götürmüştür.
AKP iktidarını bu karışık işlere hangi heves ve ihtiras sokmuştur?
Unuttular mı; eski Başbakan Mesut Yılmaz yandaş bir medya yaratmak uğruna siyasi gücünü üstelik özel bankalara karşı kullandığı için Yüce Divan’da yargılandı. İbret alma yeteneğinden hiç mi nasipleri yok?
Başbakan hiç beklemeden millete hesap vermelidir.
AKP’liler “İktidar olanakları ile devlet bankalarını kullanarak yakınlarınıza yandaş medya satın almak demokrasilerde yoktur” diyen Baykal’ı dün mecliste yuhaladılar. Unutulmasın:
Yuh, iki ağzı keskin kılıca benzer.
Söylenen yalan ise iftiracıya, iddia gerçekse suçlanan tarafa yapışır.
Milletin parası ile devletin itibarını çarçur eden çok suiistimal gördük ama bu kadar cüretkârını hatırlamıyorum!
Yuh kime?
Haberin Devamı

