Bayramlar soğuyan ilişkilerin ısındığı, kırgınlıkların unutulduğu mutluluk günleridir.
Ama bunun için yaşama coşkusu duyan, sahip bulunduğu şeylerden hoşnut olan, bu duygularını yansıtan, kendileriyle barışık insanlar gerekir.
Devletin zirvesini işgal edenler, herhalde bu özelliklere sahip değiller ki Cumhuriyet Bayramı'nda ne kendileri mutlu olabildiler ne de millete mutluluk verebildiler.
29 Ekim günü Meclis'teki tören de, akşam Çankaya'daki resepsiyon da buz gibi geçti. Liderlerin birbirlerine mesafeli duruşları bir yana Cumhurbaşkanı Sezer'in Başbakan Erdoğan'ı ve bazı konuklan adeta gergin bir tavır içinde karşılaması, hatta ellerini sıkarken yüzlerine bakmaması bizce şık olmadı.
Devlette küslük olmaz
YÖK krizi nedeniyle Çankaya ile hükümet arasında geçen can sıkıcı olayları alınganlık göstermek için sebep sayabilir bazılan. Cumhurbaşkanı'nın tüm rektörleri Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna davet edeceği duyulduğunda Başbakan'ın "Adama sorarlar; bayram değil, seyran değil" sözleri kabul edilebilir bir tepki değildi.
Doğru ama insan Cumhurbaşkanından kaş çatmaktan daha anlamlı, daha yaratıcı ve bunu yaparken de devletin zirvesindeki ilişkileri tamir edici hamleler, hareketler bekliyor.
Kamu yönetiminde iletişim kanallarının en açık olması gereken dönemler, çatışma yaratan sorunların çoğaldığı dönemlerdir. Yalnız akıl değil, anayasa da Cumhurbaşkanı'ndan bunu bekliyor, "Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir" diyor.
Çankaya'da anayasanın havada uçtuğu gün Türkiye yakın tarihin en kötü ekonomik krizine sürüklenirken Cumhurbaşkanı Sezer'in o günkü Başbakan Ecevit'le ilişkileri, bugün Tayyip Erdoğan'la yaşadığından daha körüydü.
Ama Sezer çifti önceki gece Çankaya'da en dostça sıcaklığı Bülent Ecevit'le eşine gösterdiler.
Konuşkan Sezer özlemi
Doğruyu, genellikle onu arama nedenimizin ortadan kalkmasından sonra yakalamak kaderin cilvesi olabilir. Fakat devletin zirvesi, böyle sürprizlere sürekli açık olmamalı.
Halk, Sezer'in temizliğini ve ciddiyetini seviyor.
Ama bu bayramın yaşattığı tecrübeden sonra eminiz ki...
Konuşan ve çözümleyen bir Sezer seçeneği, oyuncuları kaşlarını çatarak terbiye etmeye çalışan Sezer'e büyük fark atacaktır.
Cumhurbaşkanlığı makamına saygı göstermek nasıl herkesin borcu ise o saygıyı kişisel hataları ile caydırmamak da Cumhurbaşkanı'nın borcudur.
Cumhuriyet Bayramı'nı öteki günlerin sorun ve çekişmelerinden koruyamaması Sezer'in yanlışı olmuştur!
Yorucu gerginlik
Bayramlar soğuyan ilişkilerin ısındığı, kırgınlıkların unutulduğu mutluluk günleridir. Ama bunun için yaşama coşkusu duyan, sahip bulunduğu şeylerden hoşnut olan, bu duygularını yansıtan, kendileriyle barışık insanlar gerekir
Haberin Devamı

