Yordular bizi

Türkiye’nin meselelerini kendine dert edinen insanların tümü gerginlik yorgunudur

Haberin Devamı

Türkiye’nin meselelerini kendine dert edinen insanların tümü gerginlik yorgunudur.

Gönül rahatlığının sağladığı molalar çok kısa sürüyor ve yeniden kamplaşma gerginliklerinin içine yuvarlanıyoruz.

Şu andaki sıkıntının nedeni, zaten yasama ve yürütme organlarını kontrol eden AKP’nin devlette mutlak iktidarı ele geçirmek üzere Çankaya’ya bayrağını dikmeye kararlı olduğu korkusudur.

Mesele Başbakan Erdoğan’ın aday olup olmaması değil, Çankaya’yı AKP’nin onay makamı haline getirecek herhangi birinin oraya çıkarılmasıdır. Çünkü herkesin tahmin ettiği gibi AKP kendi seçeceği Cumhurbaşkanı’nı Sezer’in yerine koyduktan sonra seçime giderken muhafazakâr kitleye “Artık önümüzü kesen bir engel kalmadı” diyecek, laikliğe karşıt taahhütler altına girecektir.

Askerlerin son zamanlarda elde ettikleri fırsatları bu ihtimalleri gözeten uyarılar yapmak amacıyla kullanmalarının nedeni budur.

Beklenen iki salvo
Geçtiğimiz günlerde Kara Harp Okulu’nun açılış töreninde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Başbuğ, irticai tehdidin kaygı verici boyutlara ulaştığını söylemiş, tarikatların ve dini cemaatlerin “devrime karşı hareketlerin odağı” haline dönüşerek mesafe aldıklarını belirterek uyarılarda bulunmuştu.

Dün Hava Harp Okulu’nun açılış töreninde Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cömert de aynı şekilde irtica tehdidine dikkatleri çekti. Milli nitelikli eğitimin gereğini özellikle vurguladı. Ve “kendi kendini yiyip bitiren bir demokrasi anlayışı”ndan şikâyet etti.

İki komutanın gündemleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’ın pazartesi günü yapacağı konuşmanın içeriğine ışık tutuyor.

İrticai tehdit karşısında en azından umursamaz davranmakla suçlanan AKP iktidarı üstündeki baskı, pazar günü Cumhurbaşkanı Sezer’in yeni yasama yılını açış konuşması ile ve ertesi gün Orgeneral Büyükanıt’ın Harp Akademileri’ndeki konuşması ile aşırı artacaktır.

“Devlet benim” olmaz!
Başbakan pazartesi günü ABD Başkanı Bush ile, PKK terörü ile mücadele de dahil birçok konuda önemli kararların alınmasına zemin oluşturacak bir görüşme gerçekleştirecektir.

Cumhurbaşkanı ile Genelkurmay Başkanı’nın ağır eleştirilerine hedef olmuş, güvenilirliği zedelenmiş bir Başbakan görüntüsü risktir, zarardır.

Tayyip Erdoğan, devlet adamlığı kişiliği siyasetçi kimliğine baskın bir Başbakan olsaydı Genelkurmay Başkanı ile Cumhurbaşkanı’ndan yardımlarını talep etmekten gocunmazdı.

Ama bunu yapamıyor, bu samimiyeti gösteremiyor. Çünkü tırmandığını herkesin gördüğü irticanın varlığını inkâr ederek, uyaranlara da “gidin, polise şikâyet edin” diyerek bu işbirliği köprülerini kendisi işlemez kılıyor.

Kendisini devlet yerine koymanın en büyük yanlışı olduğunu bakalım AKP iktidarı iş işten geçmeden fark edebilecek mi?

DİĞER YENİ YAZILAR