Başkanlık sistemi için iktidarın sonuna kadar direneceği anlaşılıyor.
Uzlaşma Komisyonu’ndaki öteki partilerin desteği olmazsa AKP’nin isrardan vazgeçeceğine dair iyimser tahminler geçerliliğini kaybetmiş sayılmalı.
Meclisteki sayısal üstünlüğü Anayasa yaparken baskı unsuru olarak kullanmak demokrasi ihlâlidir.
Böyle bir tarz Anayasa’yı toplumsal uzlaşma niteliğinde bir belge olmaktan mahrum edecektir.
Böyle bir risk göze alınmamalı, “sivil anayasa” yapma çabasından vazgeçilmemelidir.
Artık dönüşü yok; Türkiye yeni bir anayasa yapacak. Sağlıklı bir doğum için belli şartların gerçeklemesi lâzım. Ama Başbakan doğal sürecin işlemesine izin vermeyeceklerini belli etti:
“Mart sonuna kadar uzlaşma olmazsa yeni anayasa tasarısını referanduma götürürüz. Referandum gücünü yakaladığımız anda millete gideriz!”
Anayasacılar bu tür denemelere “sezaryen yöntemi” diyorlar. Elde edilen ürüne de “sezaryen anayasa”...
Konuşmasındaki ton, Başbakan’ın hedefe varmak için -transfer dâhil- her imkânı kullanmaya hazır olduklarını düşündürüyor.
Başbakan, muhalefetin işi sürüncemeye sokmasından şikâyet ederken tümüyle haksız değildir.
Ama muhalefeti direnişe sevkeden sebebin AKP’deki başkanlık sistemine geçme tutkusu olduğunu da unutmamak gerekiyor.
Şu anda sayı hesabının önemini kaybettiği bir iş yapılıyor. Anayasa Uzlaşma Komisyonu, demokrasinin hakkını vermelidir.
Muhalefet partilerine ültimatom vererek çıkarılan antidemokratik metin, referandum sayesinde demokratik bir anayasa katına yükselmez.
İktidar, yargıyı yürütmenin kontrolüne sokmak amacıyla 2010 referandumunu yaptı. Hedef reformdu ama reform değil deformasyon yaşandı.
İktidar şimdi yargıda yeniden köklü dönüşümler öngörüyor. Uzlaşmacı akla ters alışkanlık, korkarız ki Türkiye’yi adaletten biraz daha uzaklaştıracaktır.
AKP iktidarı böyle bir tehlikenin sebebi olmamalıdır. Torba kanun yapar gibi anayasa yapılmaz!
Eleştiri kurtarmıyor
Tutuklu komutanlar nedeniyle adaletin zedelenmesi diyelim ki önemsenmiyor.
Etraf kan, ateş, duman...
Peki bu nedenle doğan güvenlik zafiyeti nasıl sineye çekiliyor?
Başbakan askerlerin tutuksuz yargılanmaları ile ilgili görüşünü defalarca tekrarladı. Sonuncusu iki gün önceydi.
Ama çözüm yine netlik kazanmadı.
Hem “yeni adımlar planlanıyor” dedi hem de yeni yasa gerekmediğini, aranan çarenin Üçüncü Yargı Paketi’nde bulunduğunu söyledi.
Herkes merak ediyor: MİT Müsteşarı’nı kurtaran yöntem yıllardır tutuklu olarak cezaevlerinde çürütülen askerler ve sivil aydınlar için de çalışmaz mı?
Adaletse adalet, eşitlikse eşitlik!
Yöntem yanlış
Haberin Devamı

