Türkiye'nin "Güney Kıbrıs'ı tanımıyorum" deklarasyonuna AB'nin cevabı nihayet çıktı.
Uzlaşmanın en sevindirici sonucu, Türkiye'nin 3 Ekim'de üyelik müzakelerine başlamasına yeşil ışık yakıyor olmasıdır.
Bilindiği gibi Türkiye, Gümrük Birliği anlaşmasını AB'nin on yeni üyesine de uygulamayı taahhüt eden protokolü imzalarken beraberinde bu taahhüdün Güney Kıbrıs Rum yönetimini tanıdığı anlamına gelmediğine dair bir deklarasyon da yayınlamıştı.
AB liderlerinin baştan kabul ettikleri bir gerçek olmasına rağmen tarihe kayıt düşen bu bildiri, Türkiye karşıtları tarafından müzakerelerin önünü kesme bahanesi olarak kullanıldı.
Biz, AB'nin kurumsal kimliğini inşa eden değerlerin (ahde vefa ve hukukun üstünlüğü) Türkiye'yi nasıl bugüne kadar koruduysa yine koruyacağına inandık.
Ama bu durum Rum ve Fransız oyunlarının göğüslenmesinde dostuklarını gördüğümüz Almanya ve İngiltere'ye teşekkür borcumuz bulunduğunu unutturamaz.
Fransız Le Figaro Gazetesi dün AB dönem başkanı İngiltere'nin Brüksel'deki diplomatlarına tek bir talimat verdiğini, bunun da "Türkiye ile müzakerelerin 3 Ekim'de başlamasını sağlayın" olduğunu yazıyordu.
Uzlaşma metnine göre Türkiye'nin Kıbrıs Rum tarafını tanıması için önünde uzun bir zaman bulunacak.
Türkiye en az on yıldan önce AB üyesi olacak gibi görünmüyor. Hedefini bilen bir toplum için kredi de sayılır bu.
Bizce müzakerelere başlamak, tam üye olmak kadar önemlidir.
Kıbrıs Rum yönetimini tanıma dayatması aşıldığına göre önümüzde fırsatlarla dolu bir gelecek açılmaktadır.
Hedefe vardığımızda hiçbir anlamı kalmayacak sebeplerle kavga ederek bu fırsatları heba etmeyiz inşallah..
Şehit değil kurban
Gazeteler herhalde son bir yıldır dünkü kadar yoğun okur mesajı almamıştır.
Bu mesajlar Adana'da bir otel odasında ölü bulunan "TV şöhreti" Ata Türk'le ilgiliydi. Annesi Semra Hanım ondan "şehit" diye söz etmiş, cenazesi de bayrağa sarılarak kaldırılmıştı.
Osmanlıca-Türkçe Lügat "Şehid"i şöyle açıklıyor: Din veya yüksek bir ülkü uğrunda ölen kimse; savaşta ölen..
Yani Ata şehit değildir..
Bayrak Kanunu, Türk bayrağının kimlerin cenazesinde kullanılabileceğini belirliyor. Ata'nın durumu buna da uymuyor.
Toplum "Hiçbir mukaddesimiz kalmadı mı?" endişesindedir ve haklıdır.
Ama korkuları fazla abartmamak lâzım.
Ata'nın şehit değil olsa olsa bir kurban sayılabileceğini herkes biliyor. Bayrağa sarılmasının yanlışlığını da..
Bizce toplumdan yükselen itirazın büyüklüğü, yasal bir cezadan daha anlamlı ve etkili olmuştur.
Yolumuz açıldı
Türkiye'nin "Güney Kıbrıs'ı tanımıyorum" deklarasyonuna AB'nin cevabı nihayet çıktı. Uzlaşmanın en sevindirici sonucu, Türkiye'nin 3 Ekim'de üyelik müzakelerine başlamasına yeşil ışık yakıyor olmasıdır
Haberin Devamı

