Demokrasi bir anlama ve algılama rejimidir. Toplum bu yeteneğe sahip değilse, geçmiş olsun!.
Uzun zamandır özgürlük ve adalet tartışıyoruz.
Yetmiyor gibi üstüne 17 Aralık depremi geldi.
İktidarın diktatörlük özlemine gerçeklik kazandıracak adımları hayatımıza girmeye başladı.
Meclis makina gibi yasa üretiyor. Yeni HSYK ve internet yasası nedeniyle Türkiye eskisi kadar bile özgür olmayacak.
Şahtı, şahbaz olacak!
MİT Yasası’nın seçim sonrasına kalması bir şanstır. Siyaset bu boşluğu değerlendirmek zorundadır.
Çünkü yeni MİT Yasası çıktığında, Basın Konseyi’nin deyişi ile demokrasinin tabutuna bir çivi daha çakılmış olacaktır.
Tehdit bu kadar ciddidir.
17 Aralık’ın açtığı kapı kamuoyunu büyük bir yağma ile karşı karşıya getirdi.
Dört bakanla çocuklarının milyonlarca dolar parayla adeta suçüstü yakalanması olayı, iki ayı aşkın süredir medyada tartışılıyor anlatılıyor.
İktidar, 12 yıllık ömrünün en yıpratıcı suçlamalarına hedef oluyor. Savunma yetersizliğine düştüğü de oluyor ama bu durum seçim anketlerinde kendini göstermiyor.
Acaba neden?
Yaşanan rezaletlerin yüzde biri gelişmiş toplumlarda hükümetler devirir; bizde neden parti tercihlerini bile etkilemiyor?
Dün ANAR’ın araştırmasında gördüm.
Seçime bir ay kala Kadir Topbaş’ı aday gösteren AKP yüzde 50.5 oy oranı ile birinci, Sarıgül’lü CHP yüzde 36.6 ile ikinci durumda.
Sanki yetmiş gündür uyuyan bir toplulukta yapılmış bu anket.
Rüşvet ve yolsuzluk hiçbir bahane ile hoşgörülemez. Eğer olan biten iyi anlatılmışsa rüşvet çamuruna bulanan AKP’nin bu geçidi lekelenmeden aştığını düşünmek mümkün değildir.
İletişim arızası var olabilir onarılmalıdır.
“Kişinin ikna gücü muhatabının anlama yeteneği ile sınırlıdır..”
Halkın yolsuzluğu övdüğü düşünülemeyeceğine göre..
Anlatmak için başka yollar da denemeli...
Yolsuzluğu halk övmez
Haberin Devamı

