Yolsuzluğa davetiye

Haberin Devamı

Şunu baştan kabul etmek lâzım: Demokrasiler karanlığı sevmez. Mantık dışı müdahaleler her zaman kaybettirir!

Medya “ilk soruşturma gizlidir” sopası ile terbiye edilecek.

Parti ve hükümet sözcüleri bu yasağı bundan böyle uygulayacakları kararlılığı yansıtarak etkin hale getirdiler.

Bu baskıdan savcılar, hakimler ve polisler de paylarını aldılar.

Yaşadığımız tecrübe, kuvvetler ayrılığı prensibinin demokratik bir devlet için ne kadar vazgeçilmez olduğunu bir kez daha gösterdi.

Amerika’nın konuşkan büyükelçisi Ricciardone son rezalet için “Dış güçler deniyor. Biz öyle düşünmüyoruz. Şaşkınlıkla izliyoruz. Nereye varacağını merak ediyoruz” demişti.

Olaydan bir mağduriyet gerekçesi çıkarmak isteyen AKP yönetimi istediği şeyi Amerikan Büyükelçisinden aldı.

Polise göz dağı..

Başbakan olaydan iki şekilde yararlandı. Hem ABD’ye karşı “elçisini kovma” tehdidi oluşturdu, hem de dış güçlerin komplosu iddiasına inandırıcı bir katkı sağladı.

AKP iktidarı, tarafı olduğu suçları suç tarifinden çıkarmakta benzersiz bir yaratıcılığa sahip.

MİT Başkanı’nı savcının elinden kurtaran düzenlemeyi meclisten bir gecede geçirmişlerdi; unutulmaz..

Hakim ve savcılar arasında yapılan bir anket, soruşturmada görevli polis müdürlerinin yerlerinden alınmalarını ve ülkenin dört bir yanına savrulmalarını çok yanlış bir icraat olarak gördüklerini belirledi.

Böyle bir icraatın ancak “soruşturmayı etkilemek” amacıyla göze alınacağı görüşü ortaya çıktı.

İktidar devlet aygıtının işleyişinden yakınmaya artık bir son vermelidir.

Çünkü 12 yıl kesintisiz tek başına iktidar olan bir partinin böyle bir şikâyete hakkı olamaz.

Milli irade bahanesi

Muhalefetle ilişkiler sağlıksız. Demokrasi ahlâkını rencide eden saldırı ve aşağılamalara dayanıyor çünkü.

Muhalefet milli iradenin bir parçasıdır. Bu ret tavrı da bitmeli.

Sesini daha çok duyuran haklıdır diye bir kural yok.

Kasa kasa, kutu kutu paralar herkesin gözü önünde dururken bu yolsuzluğun milli iradeye iftira saldırısı olduğuna kim inanır?

Hükümetin şikâyetine sebep olan şart yerine gelse, yani böyle operasyonların üst makamların izniyle gerçekleştirilmesi usulü işliyor olsaydı ne fark olacaktı?

Operasyon yapılmayacaktı.

Yani soygun sürecek, herkes huzur içinde uyumaya devam edecekti!

İçişleri ve Adalet bakanlıkları “Adli Kolluk Yönetmeliği”nde yaptıkları bir düzenleme ile sorunu çözdü.

Korumayı güçlendirecek yerde suçluları gözeterek sözde tedbir aldı.

Artık operasyonlardan valiler ve polis amirleri haberdar olacak.

Böylelikle önemli insanlar baskına uğramaktan korunacak!

DİĞER YENİ YAZILAR