Milletvekili seçimlerinde mücadele, ahlâka ve siyasi etiğe bu kadar aykırı olmuyor. Neden?
Çünkü kamu kaynaklarını tereyağından kıl çeker gibi soyup soğana çevirmek belediyelerde daha kolay da ondan!
Ankara’nın kârlılığı kalmadı. Krizde yatırımlar azaldı, hükümetin açtığı ihaleler suyu çekilmiş göllerimiz gibi kurudu.
Şimdi tek tabanca belediyeler.
Denetimsiz belediyeler, paraları bitse de büyük borçlara girmek pahasına sürekli ihale yapıyorlar. O nedenle siyaset bezirgânları bu sofraya üşüşmüş durumdadır!
İhaleleri belediye başkanlarının kontrolündeki bürokratlar yürütüyor. Plan değişikliklerinden doğan ve her hafta yeni Karun’lar yaratan imar değişiklikleri belediye meclislerinde kotarılıyor.
Siyaset finansmanını büyük ölçüde belediyelerdeki yolsuzluklardan sağlıyor. Bu durum, aldığının bir kısmını partinin havuzuna devreden rüşvet yiyicileri daha arsız, daha cüretkâr yapıyor!
İstanbul’un ne kadar korkusuzca soyulduğunu iki haftadır CHP’li aday Kılıçdaroğlu anlatıyor ve halkı uyandırmaya çalışıyordu.
Belediye Başkanı Topbaş’ın başına şimdi bir de eski yol arkadaşı olan Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Mehmet Bekâroğlu çıktı.
Bekâroğlu dün Topbaş’ın icraatını örnekleyen bir yolsuzluğu, görüntülü kanıtlar eşliğinde açıkladı.
Belediye bir yol inşaatını torpilli firmaya vermiş, işin yüzde 80’i bittikten ve tam bir yıl geçtikten sonra eksik kalan ihale işlemi tamamlanıp sözleşmesi imzalanmış.
Sunulan örnek bu...
Belgelerde, ileride bir denetleyen çıkar tedbiri ile hayale sığmayacak hilelere başvurulduğu görülüyor. Yapılmayacak işler ve kullanılmayacak malzemeler için düşük fiyatlar önerilmekte, asıl işler ve gerektirdiği malzemeler ise alabildiğine şişirilerek belediyenin soyulması sağlanmaktadır.
Bekâroğlu “Biz yolsuzluk, rüşvet ve torpilin ancak saydam ve denetlenebilir yönetimle önleneceğine inanıyoruz” diyordu.
Onun gibi düşünenler az değildir ama sayıları İstanbul’u temiz bir yönetime kavuşturacak büyüklüğe ulaşır mı?
İstanbul’da ve daha pek çok belediyede birkaç torba erzak ile iki çuval kömür karşılığında affedilmesi mümkün olmayacak soygunlar yaşanıyor.
Ama yoksulluğun gözü kör olsun!
Türkiye’de demokrasinin sağlığını bozacak oranda bir çoğunluk “Kimin ne çaldığına değil, hangi parti bana ne veriyor ona bakarım” diyor.
Kılıçdaroğlu ile Bekâroğlu’nun çok çalışması gerekecek...
Hepimizin kazası
Sivil havacılık emekçilerinin örgütü Hava-İş doğru bir tespit yapmış:
“Bu kaza yalnız THY’nin değil hepimizin kazasıdır.”
Gerçekten de Amsterdam’da üçe bölünmüş halde yatan ve bütün dünyanın görüntülerini izlediği THY uçağı maalesef üç gündür Türkiye’yi temsil ediyor!
Ulaştırma Bakanı “THY’nin son yıllarda ortaya koyduğu büyük başarıyı gölgelemeye çalışan”lara dün teessüflerini sunuyordu. Bunlar boş lâflardır. Yitip giden canları ve güveni geri getirmiyor.
Kazanın altındaki nedenleri ve ihmali olanları sorgulayacağını taahhüt eden Hava-İş’in yaptığı daha değerlidir.
Sözlerini mutlaka tutsunlar.
Çünkü neresinden başladığımız önemli değil, bir yerinden başlamak, yani Türkiye’yi düzeltmeye başlamak önemli.
İşte dün açıklandı: Otuz OECD ülkesi arasında en kötü özgürlükler karnesi ile yine sonuncu olmuşuz!
Yoksulluk kör olsun!
Haberin Devamı

