Yoklama macunu!

Haberin Devamı

Öcalan’ın beklenen yol haritası ile ilgili “ilk sinyaller”i görünce ne düşündünüz?

Ben kendi hesabıma birkaç satırını okuyunca “Bunlar doğru mu?” diye şüpheye düştüm.

Ama haber PKK yanlısı Fırat Haber Ajansı tarafından verilmişti, ayrıca Öcalan’ın avukatları tarafından doğrulanmıştı.

Öcalan’ın “Bana Barzani’ninki gibi bir federasyon deseler bunu kabul etmem” dediği bildiriliyor ama hemen beraberinde federasyona rahmet okutacak hayaller seslendiriyor:

“Kürtler demokratik bir ulus olarak varlık kazanacak. Kendi sporunu, eğitimini, dini örgütenmelerini, meclisini, belediyelerini kendisi yapacak. Hatta kendi öz savunması bile olacak. Kendi ihtilâflarını çözecek bir savunma gücü olacak.”

Abdullah Öcalan’ın barış yapıcı gücünü haftalardır parlatan kalemler bakalım bu kötü başlangıcı halka iyi göstermek için ne marifet sergileyecek?

Kendisine sormak lâzım; böyle bir plan gerçekleşecek olsa Kürt vatandaşlarla ve yaşadıkları bölge ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ne bağı kalacaktır?

Öcalan gerçekten Fırat Haber Ajansı’nın yansıttığı kadar hayalci, kibirli ve dayatmacı mı; dileriz yazanlar yanılmışlardır. Çünkü İmralı mahkûmu ikinci adımda, barış sürecinin önü açılsın isteniyorsa “kendi koşullarının düzeltilmesi” ni dayatıyor.

Halbuki ne kadar ön safta görünürse sürecin kamuoyu desteğinden o kadar mahrum kalacağını bilmemesi mümkün olabilir mi?

Meselâ mesajında Türkiye’yi kendi kararlarıyla hareket eden bağımsız bir ülke gibi görmediğini belli ediyor. Ona göre barış süreci Ankara’nın değil Amerika’nın tercihidir. Diyor ki...

“ABD Orta Doğu’da yeni tarz politika yürütecek. Bu süreçte PKK’nın da olmasını istemiyor. Ancak bunu zorla, silâhla bitiremeyeceğini anlamış durumda. PKK’yı silâhsızlandırmak istiyor ama bizimle de uzlaşmak zorunda..”

Kapıyı aşırı isteklerle açması belki de Türkiye şöyle dursun Amerika’ya karşı da zafer kazandığı yanılgısından kaynaklanıyor olmalıdır.

Türkiye’nin kendi iradesiyle hareket edemeyeceği önyargısından yola çıkarak Türkiye üstünden Amerika ile pazarlığı başlatıyor!

Öcalan kendi gücünü ve durumunu da Türkiye’yi de hatalı tanımlamıştır. Umuyoruz ki dolaşıma sürülen bu haber kamuoyunun nabzını ölçmek için başvurulmuş bir yoklamadır.

Beklentiler makul çizgilere çekilerek barış ümitlerinin yaşamasına imkân verilmelidir.

Terörle yaşamanın azabından ülkeyi kurtaracak şansı hayatta tutmak herkesin amacı olmalıdır.

*****



ENKAZIN ALTI, ÜSTÜ...


Marmara depreminin yıldönümünde kayıplarımızı hatırladık.

Aslında beklenen yeni depreme hazırlanmak için kamçı olması lâzım ama olmuyor işte. Kurbanlara Fatiha okuyoruz, gelecek

17 Ağustos’a kadar uykuya dalıyoruz.

Bir bilim adamı (Prof. Hüseyin Kaptan) “Birçok kişi oturduğu binanın durumunu bilse gece uyuyamaz” dedi. Yanılıyor; biz gündüz bile uyuyabiliyoruz! Hem de her alanda...

Başka bir bilim adamı (Prof. Semih Tezcan) ise İstanbul’daki 1 milyon binadan sadece yüzde 1’inin güçlendirildiğini açıkladı.

Uygarlık doğal afetlere direnme gücüyle ölçülür. Eğer beklenen büyük deprem bizi bugünkü kafa ile yakalayacak olursa ağır bedel ödeyeceğimiz kesindir.

Görünmeyen şeylere yapılan yatırımlar yaşam kalitesini yükseltiyor. Bunu ihmal eden iktidarlar ise bizde hâlâ ceza görmüyor.

Deprem yıkımlarının “ilâhi takdir” olduğunu söyleyen hükümetler ve onlara inanan seçmenler var oldukça kaderimiz değişmeyecektir.

Bir kısmımız enkaz altında, bir kısmımız üstünde olacağız!


DİĞER YENİ YAZILAR