Bugünkü manşetimizi okuyunca sanırım sizin de içinizden "İmdaaat soyuluyoruz!" diye bağırmak isteği yükselmiştir.
Tevfik Fikret'in dediği "han-ı yağma"ya daha ibretli bir örnek gösterilemez.
Alışverişe bakar mısınız?
Özelleştirme İdaresi, Yarımca Porselen'i 1998 yılında 30 milyon 500 bin dolara EVYAP şirketine satıyor, altı yıl sonra özelleştirme kapsamındaki bir kamu kuruluşu olan Ereğli Demir Çelik aynı malı 82 milyon dolar bedelle EVYAP'tan geri alıyor.
Türkiye fırsatlar ülkesi; tamam ama bu kadarı da fazla değil mi?
Bu iktidar, ülkeyi boğazına kadar battığı yolsuzluk çamurundan temizleyecek ilâhi bir sel pozlarında işbaşına gelmişti.
Ama sözünün eri olamadı.
Tayyip Erdoğan'ın milletvekili dokunulmazlıklarını kaldıracakları vaadi uyutuldu. Eski dönemin siyasetçilerinden hesap sorarken aslan kesilen iktidar, kendi dönemine ait yolsuzluk iddiaları karşısında dut yemiş bülbüle döndü.
Cüzdanımız çalındı
Başbakan, Yarımca Porselen olayını yolsuzlukla mücadelenin milâdı yapmalı ve devlet soygunlarına son vermek amacında bu fırsatı değerlendirmelidir.
Bu işletme, altı yılda üretimi ile verimi ile kıymetlenen bir mal değildir. Değeri tamamiyle arazisinden gelmektedir.
Türkiye bir krizden geçti ve en büyük değer kayıpları gayri menkulde oldu.
Krizden önce 30 milyon dolar eden bir arazinin değeri
yarıya bile düşmüş olabilir ama asla 80 milyon dolara çıkamaz.
"Kör kör gözüm parmağına" misali cüretkâr ve saldırgan bir soygun var ortada.
Bu işletme altı yıl önce ya değerinin çok altında satılarak çalınmış veya bugün değerinin çok çok üstünde bir fiyatla devlete sokuşturulmuştur.
Her iki durumda da devletin, milletin milyonlarca doları birilerine peşkeş çekilmiştir.
Başbakan'ın borcu
"Devlet malı deniz, yemeyen domuz" zihniyeti üstüne kurulu düzen daha ne kadar devam edecek?
Bu Ali-Cengiz oyunlarına kim ne zaman son verecek?
"Fakir milletin, garibin, gurebanın hakkını yedirmeyiz, burunlarından fitil fitil getiririz" lâflarına karnımız tok artık.
Dokunulmazlıklar kaldırılmadığı sürece hepimiz biliyoruz ki, soruşturmalar siyasi kişilere uzandığında tıkanacak, yiyen yediği ile devlet ve millet de soyulduğu ile kalacaktır.
İktidar, serden hayır çıkarabileceği bir olayla karşı karşıyadır.
Bu soygun hepimizden önce iktidara yönelik haysiyet kırıcı bir meydan okumadır.
Başbakan "yeter artık" diye yumruğunu masaya vurup dokunulmazlık reformunu AKP'li milletvekillerine rağmen gerçekleştirme fırsatını bu defa da kullanamazsa siyasi hayatinin en büyük günahını işleyecektir.
Yolsuzlukla suçlanan iktidarların seçim sandığında hedef oldukları gazabı ve uğradıkları felâketi Tayyip Erdoğan unuttu mu acaba?
Yiyin efendiler!
Bugünkü manşetimizi okuyunca sanırım sizin de içinizden "İmdaaat soyuluyoruz!" diye bağırmak isteği yükselmiştir
Haberin Devamı

