Türkiye bugün AB'ye katılım müzakerelerine başlamış ülke statüsünü kazanacaktır.
Bunu bütün kalbimizle diliyoruz.
AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Solana sorunların yine bir "son dakika çözümü" ne bağlanabileceğini söyledi. "Türkiye ile ilgili daha önceki kararlar da hep son dakikada verilmişti" dedi.
Müzakere çerçeve belgesindeki uzlaşma arayışlarında dün gece ilerleme kaydedildiğine ve kararın bugüne kaldığına dair gelen ilk haberler doğruysa Dışişleri Bakanı Gül bugün Lüksemburg'a uçarak tarihi dönemeci belirleyen törene katılacaktır.
Tabii ki bu tören, Avrupa Parlamentosu'nun muhafazakâr üyesi Daniel Hannan'ın dediği gibi, "kriterleri gerçekleştirdikleri an birliğe kabul edileceklerine" dair sözlere masumca inanan Türkiye'nin hayal kırıklığı ile gölgelenecektir.
Kırmızı çizgiler
Fakat yine de bu tecrübe, AKP iktidarının inandırmayı başaramadığı kırmızı çizgilerimizin, ulusal birlik havası içinde dünyaya duyurulmasına yardımcı olmuştur.
AB'ye üyelik yolunda en büyük özverilere katlanmayı değer bulan kesimlerin bile katılımı ile Türk halkı şu mesajı açıkça vermiştir:
1. Tam üyelik dışında bir statüyü asla kabul etmeyiz;
2. KKTC'yi Rumlara yedirecek oldu bitlilere asla razı olmayız.
Bu mesajın halktan yansıyor olması, hükümet değişikliğinden bile etkilenmeyeceğini muhataplarımıza anlatacaktır.
MHP'nin gerçekleştirdiği "Başkent Ankara" mitinginde parti lideri Bahçeli bugünden itibaren içi boşaltılmış bir oyalama ve aldatma sürecinin başlatılacağını öne sürerek hükümete "Görüşmelere gitmeyin" çağrısı yaptı.
Bu mitingin yansıttığı heyecan, Türk halkının aldatılıp horlanmaya ve haksızlığa tepkisini belirtmesi bakımından öğretici olmuştur. Ama o kadar..
Çünkü bu hedefi, torunlarımızın hak vereceği bir sebep olmadan terk etmenin mazereti olamaz. Neden?
Tarih durmasın
Türkiye özgürlük ve çağdaşlaşma yolunda ne yol katettiyse bunun neredeyse yüzde doksanını AB motivasyonuna borçludur.
Başbakan Erdoğan reformları AB için değil, öncelikle kendi onurlu, mutlu ve müreffeh geleceğimizi inşa etmek amacıyla gerçekleştirdiğimizi, AB'de alınacak hiçbir kararın ülke olarak rotamızı değiştirmeyeceğini söyledi.
Keşke öyle olabilse. Ama Başbakan bile bu sözleri inanarak söyleyemez. Ortadoğu'da bir Avrupa demokrasisi inşa etmek o kadar kolay değil çünkü. Demokrasi lehine bunca yıldır geriletilmiş olan tutucu, değişime direnç gösteren, egemenliğini kaybetmiş güçler ilk fırsatta eski mevzilerini ele geçirmek üzere atağa kalkacaklardır.
Böyle bir senaryo Avrupa'nın da menfaati değildir.
İnanıyoruz ki Türkiye'nin yolunu açan karar bugün verilecektir.
Yine son dakika
Türkiye bugün AB'ye katılım müzakerelerine başlamış ülke statüsünü kazanacaktır. Bunu bütün kalbimizle diliyoruz.
Haberin Devamı

