Ulusun düşünce ve duygu birliğini sağlamak Cumhuriyet’in ilk hedeflerinden biri oldu.
Tevhidi Tedrisat Kanunu (Eğitim ve Öğretimin birleştirilmesi) iki türlü eğitim düzenine son verdi. Çünkü eski düzen iki türlü insan yetiştiriyordu.
Kanunun bir maddesi “din konularında yüksek uzmanlar yetiştirilmek üzere üniversitede bir İlâhiyat Fakültesi, imamlık ve hatiplik gibi din hizmetlerinin yerine getirilmesi görevi ile yükümlü memurların yetişmesi için de ayrı okullar açılacaktır” diyordu.
Ama bu madde, ruhuna uygun biçimde hayata geçirilemedi. Aydın din adamı yetiştiren okullar kurulamadı.
Yoksul aile çocuklarının mecbur kaldıkları bu okullardan şeriat şartlanması ile kafaları doldurulan imamlar çıktı.
Sonra “kadın imam yetiştiriyoruz” denilerek kızlar da bu okullara alındılar. Dinimizde kadın imam yoktur; bunlar niçin?
Yeni kuşakları şeriatçı yetiştirecek anneler böyle yaratıldı.
“Din böyle istiyor” diye başları kapatılan bu kızlar üniversite kapılarına dayanınca da olanlar oldu!
TÜSİAD’ın 1990 yılı eğitim raporu “Nasıl buralara geldik?” sorusuna cevap veriyor:
“1988 yılında imam hatip mezunlarından 2674’ü hukuk fakültelerine, 1327’si üniversitelerin kamu yönetimi bölümlerine yerleştirildi.”
Gerilere gitmeye gerek yok; o tarihten bu yana her yıl aynı sayılar kendini tekrarlasa son 20 yılda 50 bin imam hatipli hukuk eğitimi, 26 bini ise kamu yönetimi eğitimi yapmış demektir.
Bunların kaçı devlette çalışıyor?
İktidar, tüm fırsatları okulların yönetimini din eğitimi almış kişilere devretmek amacıyla kullanıyor.
Cumhuriyet öncesi dönem, insanda yenilgi duygusu yaratacak bir ağırlıkla geri dönmüş görünüyor: Yine şeriat okulları, yine laik okullar ve yabancı okullar...
Ve bunların devlet kadrolarına yansımaları...
Fazıl Say’a sitem...
Dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say’ın bir Alman gazetesine verdiği demeci görünce üzüldüm fakat şaşırmadım. Say “Bizim Türkiye rüyalarımız biraz öldü. İslâmcılar kazandı, biz yüzde 30.. Türkiye’den ayrılmayı düşünüyorum” diyordu.
Rol modeli kişilerin duygularını açarken dikkatli davranmaları gerekir. Fazıl Say umarız bu dediğini yapmayacaktır. Çünkü demokrasiyi ortadan kaldırmanın demokratik hak olduğunu zanneden bir zihniyet idare ediyor ülkeyi.
Kendimize inanalım
Bunlar Türkiye’yi bırakıp kaçmanın sebebi ise, burada kalıp sonuna kadar mücadele etmenin daha haklı ve daha kutsal sebebi değil midir?
Bakın, imam hatip kökenli yazar Ahmet Hakan bile önceki gece 32. Gün programında imam hatip liselerinin artık kapatılmaları gerektiğini söyleyebildi.
Din istismarcıları bu kaynağı asla feda edemez. Ahmet Hakan’ın dediği olmayacak bir duadır ama kendimize, bu ülkenin, milletin ruhuna inanmalıyız.
İrtica bu ülkenin temeli olan çağdaş akla ve özgür vicdana diz çöktüremeyecektir!
Not: Araştırmasından yararlandığım Semih Kalkanoğlu’na teşekkür ederim.
Yılgınlık yok!
Haberin Devamı

