Yıkın o düzeni!

Haberin Devamı

Terör akrebe benzer. Zora düştüğü zaman akrep zehirli iğnesini kendini öldürmek için kullanır.

Diyarbakır’da dershane önüne pusu kurarak öğrencileri öldüren PKK’nın, ümitsizliğe kapılarak intihar eden akrepten hiç farkı yoktur.

Bu olay, ırkçı amaçlar güden bir siyasetin ne kadar acımasız ve bencil olduğunu göstermekle kalmamış, PKK’nın müthiş bir toplumsal zemin kaybetmesine de sebep olmuştur.

Katiller güruhunun Diyarbakır’da kalkıştığı misilleme, beklentilerine ters etkiler yaratarak ulusal bütünleşmeyi pekiştirmiştir. Devletin reaksiyonu da güçlü ve hızlıdır. Dün Başbakan ve Genelkurmay Başkanı Diyarbakır’da idi. Bugün de ana muhalefet lideri orada olacaktır.

Maliye Bakanı Unakıtan uluslararası camianın PKK’yı nihayet tanıdığını, mücadelemizin bu nedenle kolaylaştığını belirterek “terör kardan adam gibi eriyecek” dedi dün.

Yapın, görelim...

Bu sözü beğendim ama başarı lâf ebeliğinden daha fazla çaba ve yetenek gerektiriyor. Bölge halkını devletin gücüne inandırmak için eyleme geçmek gerekiyor.

Oradaki feodal düzen yıkılmadığı takdirde, kazanılacağı görünen askeri başarının kalıcı olabilmesi yine mümkün olmayacaktır.

Devlet şimdiye kadar derebeylerini rahatsız etmekten sakınarak yürüdü. Sonuç ortada.

“Bu insanları aşiret reislerinin kulu olmaktan kurtarıp vatandaş haline nasıl getiririz?” sorusuna iktidar en kısa zamanda cevap bulmalıdır.

“Haydi kızlar okula” projesi en az askerlerin yürüttüğü mücadele kadar değer taşıyor terör karşısında..

Çünkü bu hamle bölücülüğün sonuçlarına değil, doğrudan kaynak sebebine saldırıyor.

Güneydoğu’da kızları köle gibi satıyorlar. Bu kızların üçü, dördü bir evde, aynı adamın “canlı kuluçka makinaları” gibi dörder, beşer çocuk doğuruyorlar.

Devlet bu duruma çare bulmak şöyle dursun, para desteği ile teşvik ediyor. Başbakan bir vakitler “Allah ne verdiyse çoğalın” demişti; lâfını halâ geri almadı.

Çare okumuş kızlar

Kızları okula göndermeyi başaran proje mucize yaratabilir. Çünkü okumuş kızlar bir adamın ikinci, üçüncü, dördüncü karısı olmaya razı edilemezler kolay kolay.

Irkçı despotlara cinayet makinası olacağını bildiği, koruyamayacağı, sevgi ile adam gibi yetiştiremeyeceği çocukları dünyaya getirmezler.

Kölelikten üreticiliğe geçişin hızı, teröre karşı savaşın kaderini de belirleyecektir. Yıllardır konuşuluyor ama yapılmıyor.

Güneydoğu’daki kamu arazileri niçin oradaki insanlara dağıtılmıyor? Niçin hayvancılık ayağa kaldırılmıyor?

İhanete karşı direnmelerine değecek bir hayatı gençlere sunmak sanıldığı gibi imkânsız değildir.

Daha önce ihmal ederek yanlış yaptık. Tekrarlamayalım!

DİĞER YENİ YAZILAR