Yeter artık!

Haberin Devamı

Dersim üzerinden husumet yaratmak ayıptır, günahtır. Bu günah kimi, neyi hedef almışsa tahrip eder ama yapanın da yanına kalmaz.

Çünkü mezhep ayrımına dayanan siyasetin sonuçları, insanlık tarihinin en yüz kızartıcı facialarına sebep olmuştur.

Dersim tartışması, bu sömürüden kâr edeceğini zanneden tarafa da zarar ve acı verir.

Bu zehirli fesadın panzehiri bilginin aydınlığıdır.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek işte bu nedenle “Önce tarihçiler çalışsın bilgi üretsin, onun üstünde tartışalım” dedi.

Ama hesap edemediği şey, Türkiye’de siyasi çatışmalar ortamında bilginin bile saf ve temiz olmaktan çıktığı idi.

Atatürk mirası olan Türk Tarih Kurumu 12 Eylül askeri yönetiminden aldığı darbe ile sendelemiş, bağımsız kurumlara tahammülsüz AKP iktidarı döneminde de tamamen kaybedilmiştir.

Bugün sağlığı ile yaşıyor olsaydı Dersim tartışmalarını siyasetin çıkarcı egoizmi değil bilimin dürüstlüğü yönetecekti büyük ihtimal.

Geçen gün Tunceli Üniversitesi Rektörü “katliam”ı ve Başbakan’ın devlet adına özrünü Dersim’de anıtlaştırmayı, ardından da halkın Dersim adını isteyip istemediği konusunda referandum yapılmasını öneriyordu.

Sorumluluk herkesin

Üniversiteden beklenen, tarihi gerçeklere ışık tutmasıdır ama “hoca” siyasetçilere taktik veriyor!.. Moda bu çünkü.

Eski TBMM Başkanı Cindoruk tartışmaya dün anlamlı bir katkıda bulundu.

Radikal’e verdiği mülâkatta eski Cumhurbaşkanı ve Atatürk’ün Başbakanı Celâl Bayar’ın kendisine Dersim’i anlattığını söyledi. Özeti şu:

“Cumhuriyet bir tek Tunceli dışında bütün ülkede egemendi. Polis, jandarma oraya giremiyor, vergi alamıyordu. Bunu aşmak için çok uyarı yaptık, kanunlar çıkardık ama olmadı. Atatürk sonunda bize ‘vurun’ dedi vurduk. Güç kullanarak Cumhuriyet topraklarına Tunceli’yi kattık..”

Cindoruk yalnız İnönü ve Bayar’ın suçlanamayacağını belirterek şunu söylüyor:

“Eğer orada bir siyasi mesuliyet varsa herkesindir. Sadece CHP’nin değil Demokrat Parti’nin de...”

Tarihi saptırma sonucunu doğuracak ölçüsüzlüklerin vebali vardır.

Siyasi liderler Dersim kavgası yaparken düşecekleri yanılgıların, bugün yapmakta olduğumuz bölücü terörle mücadeleye zarar vereceğini unutmamalılar.

Tuncelili Genel Başkan

Mezhep ve etnik köken ayrımından kaynaklı siyasi çıkar hesapları, iki tarafı keskin kılıç gibidir. Kendinizi yaralayabilirsiniz.

Bakın, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, CHP’nin geçmişiyle pekâlâ yüzleşmiş olduğunu belirttikten sonra cevabı kolay verilemeyecek sorular sordu dün:

“CHP’nin Tuncelili bir Genel Başkanı olması, bizatihi yüzleşme değil de nedir? Bundan daha anlamlı yüzleşme olabilir mi? Söyleyin Başbakan, bir Tuncelili AKP’ye genel başkan olabilir mi? Bırakın bir başkan; aranızda Tuncelili kaç kişi var, söyler misiniz?”

Bu kavgadan sağlam çıkacak taraf yoktur.

Yenenin de yenilen kadar zarar gördüğü bir Pirus savaşıdır seyrettiğimiz.

Türkiye’nin 1930’larda yaşanmış hak hukuk anlayışına dönmesi, ülke bütünlüğünün tehlikeye girmesi halinde başvuracağı tedbirin yok edici bir gazap boyutlarında kendini göstermesi asla söz konusu olmayacağına göre bu kavga, kıyamet niye?

Hem minnet duygularımızı hak eden atalarımıza azap çektiriyoruz, hem geleceğimizin temeli olan toplumsal barışa zarar veriyoruz. Yeter!

DİĞER YENİ YAZILAR