Yaşam sonsuz bir deneyimler okyanusu.. Yüreği ile görebilenler her olaydan bir ders çıkarabilir.
Dün, soruşturmaların gizliliği ilkesi ile korunan değerlerin doğrudan insan hayatına dek uzandığını acı bir şekilde hatırladık.
Emekli Albay Abdülkerim Kırca, uzun yıllar terör örgütüne karşı savaşan ve son görevi sırasında yediği kurşun ile kötürüm duruma düşen ve Devlet Övünç Madalyası ile onurlandırılan bir askerdi.
PKK itirafçılarından birinin iddiasına dayanılarak hakkında açılmış olan bir dava tekerlekli iskemleye bağımlı kalmanın doğurduğu moral bozukluğu yüzünden onu daha da hassas -belki zayıf- hale getirmişti.
Önceki gün Albay Kırca’nın JİTEM’de görev yaparken üç kişiyi kafalarına kurşun sıkmak suretiyle infaz ettirdiğine dair bir PKK itirafçısı tarafından ortaya atılan iddianın bir gazetede yayınlanması, sonun başlangıcı oldu.
Terörle mücadele gazisi Albay, eşinin yardımı ile banyoya girip abdest aldı, sonra “dinleneceğim” diye yatak odasına geçip tabancasını başına dayayarak tetiği çekti.
İtirafçılar arasından her an çıkabilecek iftiracıların hizmet ettikleri emellere geçit vermeyi onuruna yediremeyen bir kahramanın son fedakârlığıydı belki bu.
Yıllardır devam eden davası sonuçlansa böyle bir felâket doğar mıydı?
İtirafçının iddiaları onu canından bezdirecek ağırlıkta bir şoka sokar mıydı?
Gazi Albay’ın cenazesi, Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları ve silâh arkadaşlarının oluşturdukları büyük bir kalabalık eşliğinde toprağa verildi.
Genelkurmay’ın açıklaması bir sitem ve bir istem bildirisi idi:
“Yargılama sürecinde sorumlu ve duyarlı olması gereken kesimlerin özen ve hassasiyet göstermesi gerekirken kişi ve kuruluşların adeta yargısız infaz edilerek suçlu ilan edilmesi, insan haklarına aykırı olduğu gibi hiçbir hukuki ve ahlâki kuralla da bağdaşmamaktadır.”
Genelkurmay’ın açıklaması bu tespitin ardından “Artık yeter” isyanını yansıtan bir taleple, yani yargıyı ve medyayı yargısız infazlara zemin oluşturan iftiralara karşı tedbir almaya çağırarak son buldu.
Albay Kırca umarız boşuna ölmemiştir.
İftiraların egemenliği, insan onurunu ucuzlatıyor. O ucuzlayınca yaşamın da değeri azalıyor.
Bu gidişe başkaldıran bir uyanış ve yargı ile medyanın bu hassasiyete sahip çıkması Albay Kırca’nın ruhuna teselli sağlayacaktır!
Yiğidin hakkını ver!
Diyarbakır Valiliği’nin yoksul ailelere yaptığı 200 lira yardımın doğurduğu izdihamın fotoğrafını görmüşsünüzdür.
Zavallı bir kadın ezilme korkusuyla saçağa tırmanmaya mecbur kalmış.
Bu resim, iktidar partisinin Diyarbakır’da seçim kampanyasına başladığını simgeliyor.
Dün de Başbakan Yardımcısı Yazıcı, geçen yıl fakir fukaraya 1 milyar 797 milyon liralık yardım dağıttıklarını açıkladı.
Maliye Bakanı Unakıtan bütçe konuşmasında kişi başına düşen gelirin AKP iktidarı döneminde üç kat arttığını söylemişti.
CHP’li Osman Coşkunoğlu oturup hesap çıkarmış...
Bu sürede en düşük memur aylığı yüzde 164.5, asgari ücret yüzde 147.5, memur emeklisi aylığı yüzde 105.3, işçi emeklisi aylığı yüzde 132 yükselmiş. Peki o zaman paraları, yüzde 300 zenginliği kimler götürdü?
Tabii ki dokunulmazlıklarına yapışanların eş, dost ve yandaşları...
AKP geliri adaletsiz dağıtan, işsiz ve muhtaç hale düşürdüğü yığınlardan ceza görecek yerde teşekkür almayı becerebilen bir iktidardır.
Demokrasinin yüz akı değildir elbette ama kazanma yeteğinin şaheseridir!
Yeter artık!..
Haberin Devamı

