Ortadoğu uzmanı yazar Robert Fisk, güncel soruyu kendine sormuş ve kendi cevaplamış:
Soru: “Bir darbe ne zaman darbe değildir?”
Cevap: “ABD onu (darbeyi) öyle anmamaya karar verdiği zaman!”
Bu tahlil, cuntaların darbe yapmadan önce Washington’da ne aradıkları sorusuna ışık tutuyor.
Yeşil ışığın düğmesi orada çünkü!
Seçimle gelen iktidarlara yönelik darbenin kabul edilemeyeceğini belirten Başbakan Erdoğan, Mursi’yi deviren hareketin “müdahale” değil açıkça “darbe” diye nitelenmesi gerektiğini tekrarlayıp duruyor.
Yardımcısı Bülent Arınç da rolünün gereği olarak ana muhalefeti kötülükle bütünleşmiş göstermeye çalışıyor.
CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun aba altından AKP’ye sopa gösterdiğini öne sürerek bu tavrı ayıplıyor.
Değerli bir itiraf
“Sizin de sonunuz böyle olur haaa; ayağınızı denk atın” demenin ana muhalefet liderine yakışmadığını söylüyor Arınç.
Mısır’daki darbeye gösterilen tepkiler, geçmişin darbe müptelâsı Türkiye’de demokrasinin artık kendini koruyacak güce eriştiği duygusunu yansıtıyor.
İstanbul’da katıldığı bir toplantıda Başbakan’ın yaptığı itiraf, gidişat konusunda kötümserlik besleyenleri ferahlatacak kabuller içeriyordu.
Şu sözleri önemlidir:
“Mursi’nin hataları olabilir; hatasız insan olmaz. Benim de yanlışlarım olmuştur...”
Özgüven duygusunu alçak gönüllülük içinde taşıyan devlet adamlarını Türk halkı özlemiştir.
Başbakan aynı konuşmasında “Sandık demokrasinin namusudur” demişti. Yardımcısı Arınç “Siyasetçiler hata yaparsa halk hatayı seçimde düzeltir” diye konuşmuştu.
İki seçenek var
Demokrasiler her hatanın her an düzeltilme şansına sahip olduğu rejimlerdir.
İktidar hedefine kilitlenmiş giderken arızaya uğramışsa düzeltmek için seçimi bekleyecek değildir.
Mesela Taksim Parkı ekseninde yaşadığımız krizin, endişe verici boyutlar kazanması olumsuz birikimlerin etkisidir.
“Muhalefeti dışlayan, demokrasiden sapan, bireylerin yaşam biçimine müdahale eden” bir iktidar anlayışının kötü sürprizlerine mahkûm olmamak için ne yapacağız?
İki seçenek duruyor;
Ya hemen harekete geçmek veya kaderci bir kabul yorgunluğu ile seçimi beklemek.
Hiç bir iktidar birinci seçeneği istemez ama sonuçta çoğu projektör ışığına bloke olmuş tavşan gibi seçim havasına tutsak olurlar.
İktidar bu role razı olmamalıdır!
Yeşil ışığın düğmesi
Haberin Devamı

