Yerel seçim için baskın alârmı!

Haberin Devamı

Demokrasi için en büyük tehlike, siyasetin ar damarının çatlamasıdır.

Nasıl mı olur bu; şöyle...

Hukuksuzluk ve demokrasi ayıpları yalnız iktidarın değil, onu iktidara taşıyan seçmenlerin de önemli bir kısmının çıkarı haline gelir. Eleştiriyi hak eden eylemler erdem diye yüceltilir.

Bu vahim bir çürümedir ve demokratik rejim en savunmasız duruma böyle dönemlerde düşer.

Çünkü muhalefetin suçlama ve eleştirileri, demokratik denetimi işletecek yankıları yaratma yeteneğini kaybeder öyle ortamlarda.

Yaşıyoruz bu durumu..

İktidar kamunun kaynakları ile yoksullara (daha doğrusu kendilerine fakir denmesine katlananlara) gıda ve kömür yardımı yapıyor. Belediyeler on binlerce öğrenciye burs veriyor.

Yardımların adalet duygusu ile dağıtılmadığı herkesin malumudur.

Ama bu gerçeğin deşilmesi, muhtaç durumdaki tüm vatandaşlara eşitlik içinde ulaşılması iyiliğini getirmiyor. Tersine kayırılan kitleyi iktidar partisinin kucağına daha fazla itiyor.

AKP milyonlarca seçmenin yoksulluğunda maden keşfetmiştir ve bunu gıda kömür ve öteki sosyal yardımlar yoluyla oya dönüştürmektedir.

Ne kadar çok belediye, o kadar çok imkân demektir.

Kâğıt üstünde belediye seçimlerinin 2009 yılında yapılması gerekiyor. Ama kaynaklarını kullandığı belediyelerin sayısını artırmak için iktidar partisi yerel seçimleri büyük ihtimalle bir yıl erkene alacaktır.

Muhalefet 2008’de baskına hazır olmalıdır.

Düşünebiliyor musunuz; AKP bu yardımların cazibesi ile oy isteyecek, muhalefetin yapacağı suçlamalar iktidarın ekmeğine yağ sürecektir.

Çünkü AKP suçlamaları övünerek kabul edecektir.

Usulsüzlük ve haksızlığın iktidara avantaj sağladığı bir zeminde yürüyoruz.

Siyasetin ar damarı çatlamıştır.

İktidar için zayıflama sebebi olan eylemler tam tersine güçlenme getiriyorsa ne yapacağız?

Faziletlerini kaybetmiş bir demokrasi nereye götürür?

2008’deki dersimiz bu!

*****

Türmen’e sorun

Yılın ilk önemli icraatı 301’in sonuçlanması olacak inşallah.

Teklifin bir hafta sonra Bakanlar Kurulu’nda ele alınması bekleniyor.

Keşke bu değişikliği geçen dönem milletvekili olan arkadaşımız Livaneli’nin önerisi doğrultusunda, maddedeki “Türklük” sözcüğü yerine “Türk Milleti”ni koyarak gerçekleştirseydik de dosta düşmana “AB’nin baskısı ile yola geldiler” dedirtmeseydik.

İktidar, AİHM’deki Türk yargıç Rıza Türmen’i türban kararları nedeniyle pek sevmez ama onun tecrübesinden yararlanmayı ihmal etmemek lâzım.

Türmen asıl meselenin, Türk yargıçlarının düşünce özgürlüğü anlayışındaki olumsuz farktan kaynaklandığını söylüyor.

Bu durumda 301’in yazılışının daha büyük önem kazandığı anlaşılıyor.

Hazırlanan metni Rıza Türmen’e gösterip tavsiyelerini istemek iktidara kaybettirmez, kazandırır.

DİĞER YENİ YAZILAR