Barış gösterileri Amerika'nın dünyadaki tek süper güç olduğuna dayanan güven duygusunu sarstı.
Savaş karşıtı milyonlar, küreselleşme çağında bir devletin, süper güç de olsa egemenliğini Roma İmparatorluğu gibi bütün dünyaya dayatamayacağını öğretti.
New York Times'in dediği gibi şu anda "sokak" Amerika'yı dengeleyen ikinci süper güç konumuna yükselmiştir.
Dünya halkları, oylarıyla getirdikleri seçkinlere, savaş kararı verirken sınır koyuyor ve "dur" diyor. Kendi hükümetlerini "Amerika'ya uyma" diye uyarıyor. Neden?
Saddam dünya barışını tehdit eden bir saldırgan ve kendi halkını ezen zalimdir.
O, hak hukuk tanımadan ve hiçbir denetimin kontroluna tabi olmadan belâ üreten bir diktatör olduğu için yok edilmeyi hak ediyor.
Peki, İran'ı ve Kuveyt'i işgal kararını, 5 bin Iraklı Kürt'ü zehirli gazla öldürme kararını tek başına veren Saddam'a karşı savaş kararı da benzer bir zeminde oluşmadı mı?
"BM destek olmasa da Irak'a saldırıp Saddam'ı indirelim" kararını 3-5 danışmanı ile Bush vermedi mi?
Belli ki bundan sonraki savaşlar, ikinci süper gücün onayına ihtiyaç duyacaktır.
Amerika bu gerçeği zamanında görseydi bu yenilgiye uğramayacaktı, işte medya devi Murdoch'un sahip olduğu dev propaganda makinesine rağmen savaş destekçisi yönetimler bile Amerika dahil, kendi kamuoyları karşısında gerilemek zorunda kalmışlardır.
Güç kullanma müeyyidesini kaybetmiş bir dünya barış içinde yaşayamaz. Böyle bir iklim Hitler'ler, Saddam'lar üretir.
"Amerika'ya hayır" diye tercüme edilmesi gereken gösteriler, aslında savaş kararlarının hukukla, ahlâkla denetim alfanda tutulması talebidir.
Süper güç tekelinin doğurduğu aşağılanmaya karşı saygıdeğer bir itirazdır.
Bu itiraz Amerika'yı savaştan caydırmaz.
Ama dünyayı bu savaşın haklılığına inandırmak yolunda Amerika'yı daha inandırıcı ve adil olmaya, daha fazla işbirliği yapmaya mecbur edebilir.
Para garanti mi?
Türkiye ne yapacak? Bu sorunun cevabını Başbakan Gül dün sabah verdi:
"Askeri ve ekonomik konularda mutabakata varmadan TBMM'yi ikna etmek zor. Kaygılarımızı ABD'ye bildireceğiz, ona göre biz de gereğini yapacağız.."
İktidar Türkiye'nin savaşı önleyemeyeceğini de, savaşın dışında kalmanın ağır maliyetini de biliyor.
Hedef, savaş zararlarını karşılayacak ekonomik yardım vaadini garantiye almak.
"Yönetim olarak vaat ettiğimiz yardımı vermek istiyoruz ama Kongre'den geçiremiyoruz" hikâyelerinin kazığını yeniden yememek..
Başbakan Gül öğleden sonra Yunanistan Başbakanı Simitis'e, Amerikan askerleriyle ilgili talebin birkaç gün içinde meclise getirileceğini söylediğine göre...
Demek ki hükümet, yardımla ilgili garantiyi ya aldı veya alacağından emin hale geldi.
Yeni süper güç
Savaş karşıtı milyonlar, küreselleşme çağında bir devletin, süper güç de olsa egemenliğini Roma İmparatorluğu gibi bütün dünyaya dayatamayacağını öğretti
Haberin Devamı

