Yeni gündem önerisi mi?

Türkiye'nin gündemi uzun bir geleceğin kaderini ören hayati meselelerle dolu. AB üyeliğimiz, Kıbrıs'ta çözüm planı, Irak savaşı ve ona bağlı olarak ABD ile ilişkilerimiz, önümüzdeki bir haftanın kördüğümünü oluşturuyor.

Haberin Devamı

Türkiye'nin gündemi uzun bir geleceğin kaderini ören hayati meselelerle dolu.

AB üyeliğimiz, Kıbrıs'ta çözüm planı, Irak savaşı ve ona bağlı olarak ABD ile ilişkilerimiz, önümüzdeki bir haftanın kördüğümünü oluşturuyor.

Yeni iktidarın performansı ve dünyanın yeni şartları Türkiye'nin bu tarihi geçitte tıkanmayacağı umudunu veriyor.

En kötü ihtimalle "müzakere tarihi için tarih" alacağız.

İktidar, 12 Aralık'ta müzakere tarihi almak için elinden geleni yapmalı ama bu hedefin ertelenmesi ihtimaline karşı da kendini ve toplumu hazırlamalıdır.

Böyle bir durum iktidarın başarısızlığı olmayacaktır. Başarısızlığı asıl, öfkeye kapılıp AB hedefinden kopmak getirir.

AB projesi öyle bir durumda bile Türkiye'nin en önemli gündemi olmaya devam etmelidir.

Hatalı bir tercih
Tayyip Erdoğan'ın dün yaptığı açıklama, iktidarın farklı düşündüğü şüphesini uyandırdı bizde. Erdoğan yolsuzluklar ekseninde yeni bir gündem mi oluşturmaya çalışıyor?

"Çok ciddi yolsuzluklar var. Bu yolsuzlukların şu anda damarlarına ekibimiz girmiş vaziyette. Bunları da kısa zamanda ifşa edeceğiz. Bütün boyutlarıyla bunlar ifşa edilecek. Sadece bu yolsuzlukların çözümü birçok şeyi halledecektir.."

Yolsuzluk, idari ve adli soruşturmalarla başlayan uzun bir yargı sürecidir.

Bunların siyasi gösteri malzemesi yapılması, ne asıl suçluların cezalandırılmalarını sağladı, ne de yolsuzlukları önledi şimdiye kadar.

Ve millet şunu farketti:

"Çuvallamaya başlayan iktidarlar, eski hükümetlere yönelik yolsuzluk iddiaları ile halkın öfkesini ve dikkatini başka tarafa yönelterek kendilerini korumaya çalışıyor.."

AKP için böyle bir çaresizlik söz konusu olamaz henüz.

Yok eğer geleceği gözeten bir tedbirse bu da kötü bir tercihtir.

AKP samimi ise..
"Çözümü birçok şeyi halledecek olan çok ciddi yolsuzluklar" neyse, bunlar açıkça ortaya konulmalıdır.

Sadettin Tantan türü şifreli açıklamalardan kaçınılmalıdır. Bu yanlış başka yanlışlar üretiyor çünkü.

"Ekibimiz yolsuzlukların damarlarına girmiş vaziyette" diyor Erdoğan. Ne demek bu?

Geçmişte yolsuzluk soruşturmaları, siyasetin yargıya müdahalesi yüzünden tıkanıyordu.

Erdoğan'ın "ekibimiz" diye sahiplendiği gücün faaliyeti de yargıya başka türlü bir müdahale olmayacak mı?

AKP iktidarı yolsuzlukla mücadelede gerçekten samimi ise savcı ve yargıç rolüne heves etmemeli, önünü açmak için yargının bağımsızlığını sağlamalıdır.

Tabii bir de milletvekili dokunulmazlığını kaldırmaya cesaret göstermelidir.

Aksi halde belediyelerdeki yolsuzluklardan yargılanan birçok sanığı milletvekili yapıp mahkemelerden kurtarmış bir iktidar olmanın bahtsızlığına kendini mahkûm edecektir.

"Tencere dibin kara, seninki benden kara" dönemi bitsin artık!

DİĞER YENİ YAZILAR