CHP’nin seçim beyannamesini dinlerken düşündüm:
Kılıçdaroğlu partinin yönetimini bir-iki yıl daha erken devralmış olsaydı siyasi tablo acaba nasıl olurdu?
Bence hem bugün hem yarınlar adına daha iyi bir yerde olurduk.
Seçim beyannamesinin toplumla buluşma yeteneğine ve inandırıcılık kabiliyetine bakarak böyle bir inanca vardım.
Vatandaşla iletişimi zayıf bir muhalefetin iktidara da zararı dokunuyor.
CHP bugünkü verim ve etkinliği 12 Eylül referandumu öncesi kazanmış olsaydı AKP en azından, yargıyı iktidar kontrolü altına sokmanın yanlışında bu kadar ısrarcı olamazdı.
Şartlar şimdilik iktidar vaat etmese bile CHP’nin seçimden demokrasi için güçlü bir sigorta olacak biçimde, güçlenerek çıkacağı ümidini veriyor.
Kılıçdaroğlu dün ülkeye demokrasi ve özgürlük getirmek için ilk hamle olarak geniş katılımlı hazırlığın ürünü bir anayasa sözü verdi.
Alevi ve Kürt vatandaşların sorunlarına eşit vatandaşlık temelinde yaklaşan CHP Doğu ve Güneydoğu için daha yüksek bir kalkınma hızı öngörüyor. Buraya yatırım yapanlardan vergi almamayı, mayınlardan temizlenen arazileri de topraksız köylüye dağıtmayı vaat ediyor.
CHP büyümeyi AKP gibi İstanbul’a yığmak yerine yurda yaymak, başka cazibe merkezleri yaratmak istiyor.
İnsan hakları ve demokrasi alanında inandırıcı hedefler koyuyor.
Lider sultasına son vereceğini, dokunulmazlıkları kaldıracağını, seçim barajı indireceğini söylüyor.
CHP’nin en etkileyici silâhı aile sigortası olacak.
Yoksullara sadaka yerine vatandaşlık hakkı olarak devlet yardımı yapmak ve bağlanacak olan maaşı kadın üstünden aileye aktarmak etkileyici bir fark yaratacaktır.
Bu konuyu ve askerlik sürelerini kısaltan projeyi iyi anlatmakta sağlanan başarı sonucu etkileyecektir.
Yeni CHP vaat ediyor...
23 Nisan
Bu millet, tarihinin en umutsuz ve karanlık dönemi olan işgale karşı “Ya İstiklâl Ya Ölüm” andıyla savaşırken soran ve sorgulayan bir meclise ve o şartlarda bile milletin temsilcilerine her an hesap vermekten gocunmayan dünyanın en büyük önderine sahipti.
TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920’nin yıldönümünde Atatürk’ü ve onun peşine düşerek mucizeler yaratan kahramanları, minnet duygularımızla ve saygıyla anıyoruz.
91 yıl sonra liderlerin seçtikleri ve halka tasdik ettirdikleri kişilerle doldurduğumuz yapıya Millet Meclisi diyerek kendimizi kandırdığımızı bilmeliyiz.
Dokunulmazlık zırhına bürünerek hesap vermeyen milletvekilleri ve kanun hükmünde kararname yetkisi alarak Meclis’i dolanan bir iktidar...
Bunlardan hiçbiri 23 Nisan’ın Egemenlik Bayramı tarafını kutlamayı hak etmiyor.
Paylarına sadece Çocuk Bayramı’ndan “bir parça” düşüyor.
Koltuklarını yarım saat için bir çocuğa devretmek kim bilir ne kadar heyecanlandırıyordur onları.. Kutlu olsun!

