Doğruyu doğum yerine bakmadan kabullenmek gerekir. Atalarımız “akıl için yol birdir” demişler...
Anadolu Ajansı’nın Amerika’daki düşünce kuruluşlarından topladığı görüşlerin “durum tespiti”ne ilişkin bölümlerine katılmayabiliriz fakat “demokratik açılım”ın sürdürülmesi ve DTP’nin yerine gelecek partinin mutlaka sürece dahil edilmesi yönündeki tavsiyelere kulak vermek gerekiyor.
Yaşadığımız tecrübe şunu öğretti:
“Demokratik açılım”ın sağladığı umuda ve vaatlerini canlı tutmaya Türkiye’nin ihtiyacı var. Açılım süreci ülkeyi uzun bir süre şiddet eylemlerinden uzak tuttu.
Sonraki patlamanın sebebi, açılımla ilgili beklentilerin imkânsızları isteme çizgisine kadar götürülmesidir.
Eğer iktidar doğru bir planla yola çıksaydı sınırdaki o rezalet başta Dolapdere ve Muş felâketleri de yaşanmazdı.
Uzmanlığı hem siyasi, hem akademik çevrelerde saygı gören Henri Barkey DTP ile ilgili kapatma kararının açılımı olumsuz etkilediğini fakat sürecin devam edeceğine inandığını belirtiyor.
Eğer süreç devam edecekse DTP’nin kapatılması, açılımı olumlu etkileyecek demektir. DTP’nin kapatılması, birçok çevrenin anlamak istemediği gerçekleri kavramalarına yardımcı olacaktır.
Çünkü AKP iktidarının idaresizliği Öcalan’da iyi yönetilen bir tehdit ve şantaj politikasının kendisine af kapısını açacağı iştahını uyandırabilmiştir.
Türkiye’nin altı ay öncesine göre farkı şu:
Bu başarısız dönem sayesinde Türkiye DTP modeli bir partiyi hazmetmeye razı hale gelmiştir.
Amerikalı uzmanlar da sürecin ilerlemesi için buna zaruret olduğunu düşünüyorlar.
Ama dikkat... DTP yerine geçecek partinin terörü övmemesi ve PKK’nın siyasi kolu durumuna düşmemesi şartı ile...
DTP Kürt partisi olduğu için değil, terör örgütünün maşası olduğu için kapatıldı.
Terörü ve terör örgütü ile ilişkiyi reddeden bir Kürt partisi, ne dediği dinlenen ve ciddiye alınan bir muhatap olabilir.
Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi kapatırken siyasi haklarına dokunmadığı 19 milletvekili, kötüye kölelik senaryosunu yeniden oynamak yerine Türkiye’ye yeni bir ufuk açabilirler.
Arızalı açılım 2
Bizim hükümetin açılımları dalından zamansız koparılan ham meyvelere benziyor.
“Uzlaşma iradesine sahip olduğumuzu ilân edip karşı tarafı kamuoyu önünde mecbur hale düşürelim, sonrası Allah kerim...”
Açılım siyasetleri bu mantığa mı dayanıyor?
Kürt açılımının kanlı bir kargaşa yokuşuna sarmasının sebebi budur.
Dün gelen bir haber, Ermeni açılımının da aynı zaafla sakat olduğunu düşündürüyor.
Uluslararası Ermeni Soykırım Çalışmaları Birliği Başkanı William Schabas’ın İsviçre’de imzalanan protokole ilişkin kaygılarını gidermek amacıyla Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan’ın kaleme aldığı mektup, bir rezaleti belgeliyor.
Tarihi bir dönemeç olacağını umduğumuz protokol, soykırım iddialarını araştıracak bir “Tarih Komisyonu” kurulmasını öngörüyordu.
Sarkisyan ortak komisyonun tarihçilerden kurulmayacağını, tarihi gerçekleri araştırmayacağını yazıyor.
Yani Ermeni tezinin baştan kabul edileceği inancını yansıtıyor.
Hükümet, protokolü imzalarken böyle bir şartı başta kabul etmiş olamaz.
O nedenle soykırım iddialarını bilim namusuna sahip tarihçilerin araştırmasına evet dediğini ama iftirayı hüküm haline getirme tertiplerine boyun eğmeyeceğini hemen dünyaya ilân etmelidir.
Böyle açılım batsın!
Yeni bir ufuk
Haberin Devamı

