Yeneceğiz

Terör saldırıları nedeniyle Avrupa kupalarındaki iki takımımız, Türkiye'deki maçlarını başka ülkelerde oynayacak. UEFA'nın bu kararı hayal kırıklığı ve kızgınlık yarattı

Haberin Devamı

Terör saldırıları nedeniyle Avrupa kupalarındaki iki takımımız, Türkiye'deki maçlarını başka ülkelerde oynayacak.

UEFA'nın bu kararı hayal kırıklığı ve kızgınlık yarattı. Çünkü saldırının duygusal şokunu hâlâ yaşıyoruz. Birçoğumuz bu kararla, Avrupa'nın teröre karşı Türkiye'yi yalnız bıraktığını, terörizmin amaçlarından biri olan izolasyona katkı sağladığını düşünüyor.

11 Eylül olayından sonra Amerikalı entelektüellerin yayınladıkları ortak bildiride şu ifade yer almıştı:

"Öyle zamanlar vardır ki, şiddet, nefret ve adaletsizlik eylemlerine karşı savaşa girmek, ahlaken yalnız caiz değil mecburiyettir. Şimdi o zamanlardan birindeyiz."

Düşman aynı düşman, uygar toplumlara mecburiyet yükleyen "o zaman" devam ediyor.

Peki o yüksek ahlâk nerede?

İnsanlığın ortak düşmanına karşı mücadelede başarının vazgeçilmez şartı dayanışma nerede kaldı?

Sorunun öbür yüzü
Bu soruları sormak hakkımızdır. Beşiktaş Başkanı Bilgili "Türk takımları bu kararla, saha ve seyirci avantajlarını ellerinde olmayan nedenlerle rakiplerine kaptıracaklar" diye itiraz ediyor.

O da haklı. Ama bir de madalyonun öbür yüzü var.

Türkiye'nin uğradığı terör saldırısı, insanlığın ortak hedeflerine yöneliktir.

Bu gerçeğin algılanmasında dost ve müttefiklerimiz kusur göstermediler. Ortak düşmana karşı her alanda işbirliği yapılacaktır ama büyük görev bize düşüyor. Türkiye'nin güvenli bir ülke olduğunu, tehditlerini sürdüren düşmana güvenlik açığı vermemek suretiyle biz ispat edeceğiz.

Bunun için zaman lâzım, canımızı, onurumuzu ve çıkarlarımızı koruyacak dikkati ve çabaları göstermemiz lâzım.

Terörle savaşın meşruiyetini sağlamanın birinci şartı, masum insanları zarar görmekten korumaktır.

Kullandığı eylemcileri intihar bombacısı yapacak kadar şeytani bir düşmanın melanetine karşı hiçbir devlet güvencesi inandırıcı olamaz.

Yakınmadan öderiz
Batılı dost hükümetlerin Türkiye'yi risk bölgesi ilân ederek kendi vatandaşlarını uyarmasını da ayıplayamayız. Almayı beklediğimiz yardımın, görmeyi arzu ettiğimiz işbirliğinin içine, yaşadığımız tehlikeye yabancı sivillerin ortak edilmesini isteyemeyiz.

Böyle bir riskli güç gösterisini ancak dünyadaki yalnızlığından kurtulmak isteyen ve meşruiyet arayan baskı rejimlerinin önderleri göze alabilir.

Bizim üyesi olmaya çalıştığımız dünya ise insan hak ve özgürlüklerine saygı gösteren, vatandaşlarını koruyan rejimlerin dünyasıdır.

Türk halkı UEFA kararına ve turizme zarar verecek olan uyarılara bakarak yalnızlık duygusuna kapılmamalıdır. Bu, terör belâsının bir faturasıdır.

Düşmanı bir an önce alt etme mecburiyetimizi artıran bir sebep saymak, bu faturayı şikâyet etmeden, başımızı eğmeden ödemek, gücümüzü gösterir.

Türkiye'nin dayanma gücü de, terörü yenme gücü de vardır.

DİĞER YENİ YAZILAR