Ülkemizi “Fakir Fukara Cumhuriyeti” haline getirecek değişimin haberi mi bu?
Manşetteki haberi “sosyal devlet atağa kalkıyor” diye vermek isterdik. Ne yazık ki bunu demeye dilimiz varmıyor.
Çünkü çağdaş devletin sosyal adalet ve sosyal güvenlik fonksiyonlarını yerine getirirken gözettiği öncelik, vatandaşlarını onurlarıyla çalışıp kazanacakları birer işe sahip kılmaktır.
Sosyal adaletin ve sosyal yardımın onurlu yolu, çalışmak isteyen herkese bu olanağı sağlamaktır.
Devlet her vatandaşına karşı önce bu görevini yerine getirecek, sonra düşmüş olanların yardımına koşacaktır.
Sosyal yardım sistemini kökten değiştiren bu proje yasalaşırsa “devlet baba” adına lâyık bir varlık kendini duyuracaktır ama bu baba iyi bir baba olmayacaktır.
İyi baba çocuklarını çalışmaya teşvik eder sadaka ile yaşamaya değil!
Parası nereden, nasıl?
Fak-Fuk-Fon kaldırılarak yerine Sosyal Kalkınma Fonu kurulduğunda kömür ve gıda yardımları eşliğinde adeta para yağmuru başlayacaktır!
Tasarıyı yazanlar hayal kurmuyorlarsa muhtaç yaşlılar ile gebe kadınlara ve eğitim gören fakir öğrencilere her ay para yardımı yapılırken mesela geliri olmayan dört kişilik bir aileye “geçim yardımı” adıyla 1400 YTL aylık bağlanacak, evsizlere sosyal konut verilecek, verilmeyenlere 250 YTL kira yardımı yapılacaktır.
Ülkede iş sahası açacak yatırım yapılamadığı için kentlerde her dört gençten biri işsiz dolaşıyor.
AKP bir yerde altın veya petrol bulmadıysa 13 milyon yoksul vatandaşa bu yardımları hangi kaynaktan ödeyecek?
Zaten yatırıma ayrılan para kıttır, bir de bu hesapsız yardımların baskısı yüzünden yeni iş kapısı açacak hamleler de tıkanırsa devletin verdiği ekmeğe onurunu katık edip yiyen o genç insanların dinamit gibi patlamasını hangi mucize önleyecek?
Bir projenin eylem planını yapmadan önce o işe ne büyüklükte mali kaynak gerektiğini, devlet bütçesinden ne kadarlık bir paranın bu işe tahsis edilebileceğini belirlemek gerekir.
Deniz Feneri kamburu...
Bakıyoruz ki tasarı bu olmazsa olmaz gereklilikten bile nasibini almadan yazılmış. İnsan meraka düşüyor:
Acaba iktidar bu projeyi, Mart’taki seçimler için “Yem Borusu” olsun diye mi tedavüle çıkardı?
Çünkü projenin inandırıcılığını zedeleyen başka nedenler de var.
Mesela ülkedeki bütün yoksullar merkezi kayıt altına alınırken, neredeyse tüm sosyal yardım kuruluşlarına şu deniliyor:
“Siz para toplayabilirsiniz ama onları ben harcayacağım!”
İnsanların yardım duygularını kötüye kullanarak dünyanın en aşağılık hırsızlığını yapan Deniz Feneri ibreti önümüzdedir.
Bu derneğe ve elini harama alıştırmış sorumlularına iktidarın nasıl baktığı da gözümüzün önünde.
Alman mahkemesinin kararına rağmen RTÜK Başkanı’na dokunmayan zihniyete kim güvenir de topladığı yardım paralarının yerine gideceğine dair halka teminat verebilir?
İktidar projenin ciddiye alınmasını istiyorsa önce Deniz Feneri gölgesinden kurtulmalıdır. Aksi halde tartışmaya bile değmez.
Kambur kalksın ki meselenin özünü tartışalım ve karar verelim:
İstihdam ve üretime öncelik veren bir anlayış mı, yoksa muhtaç hale düşürülen yığınların yardıma bağımlılığını kötüye kullanan kurnazlık mı geleceğimize yön verecek?
Yem Borusu mu?
Haberin Devamı

