Yazık o gençlere

Diyarbakır'dan gelen görüntüler bu ülkede yaşayan herkese elem ve azap veriyor...

Haberin Devamı

Diyarbakır'dan gelen görüntüler bu ülkede yaşayan herkese elem ve azap veriyor.

PKK terörü 30 bini aşkın hayata mal oldu. Terörün yenilmesi ve elebaşının yakalanması sayesinde sağlanan sükûnet "Kürt gerçeği" zemininde demokratik adımların atılmasını kolaylaştırmış, kültürel hakların tanınması ile girilen süreçte sorunun biteceği ve bütünleşmenin gerçekleşeceği ümidi doğmuştu.

Fakat Nevruz kutlamaları sırasında ortaya çıkan görüntüler ve hele çatışmada öldürülen teröristlerin cenazesi bahane edilerek yaratılan olaylar, ayrılıkçı tohumların son yıllarda verimli tarlalar bulduğunu, nispi sükûnet dönemini bölücü örgüt ve yandaşlarının daha iyi değerlendirdiğini gösterdi.

Önceki gün teröristlerin cenazesine katılan kalabalıktan ayrılan genç gruplar, PKK'nın Roj TV aracılığıyla yaptığı çağrıya uyarak güvenlik güçleriyle çatıştı.

"Kendinizi düşünün"
Güvenlik güçlerine taş, sopa ve molotof kokteyli ile saldırılar ve iş yerlerine yönelik tahribat, terörün devlete meydan okuyacak gücü kendinde görmeye başladığını kanıtlamaz.

Çünkü terör demokratik bir toplumun devletine diz çöktüremez.

Türkiye'de misyonunu Apo'yu hapisten kurtarmaya indirgemiş birkaç köle ruhlu siyasetçi kitleleri ateşe atmaktan çekinmiyor. Onlara son zamanlarda bir de Kuzey Irak'taki Kürt oluşumunun politikalarından yansıyan etkiler eklenmiş durumda.

Amerika'daki bazı "think tank" kuruluşlarının toplantılarına katılan yazarımız Prof. Süheyl Batum iki gün önce yazıyordu. Irak'ın bütünlüğü ile ilgili kaygılarımızı işitince çok önemli bir enstitünün başkanı bizimkilere şu uyarıyı yapmış:

"Irak çoktan bölündü. Siz şimdi kendi güneydoğunuzu düşünün. Kuzey Irak'taki Kürt bölgesinin sizdeki etkilerinin ne olacağını düşünün."

Umut kaybolunca...
İçişleri Bakanı Aksu dün şöyle diyordu: "Bu şekilde sinsice, kamu düzenini bozarak, terör eylemi düzenleyerek, haince ve kalleşçe tertiplerle hiç kimsenin bir amaca ulaşması mümkün değildir."

Peki, bu tür konuşmalarla nereye varmak mümkündür?

Sorunun tek maddelik çözümü yok. Vatansever bir arayışta herkes ve her kurum kendine bir rol bulabilir.

Diyarbakır'daki gösterilere katılanların neredeyse tümü gelecek umudunu daha 15 yaşına gelmeden yitirmiş çocuklardır.

Türkiye'nin geleceğine yapılacak en güvenli yatırım, işte bu çocuklara eğitim ve iş verecek atılımlardır. Hiçbir neden bu amacı unutturmamalıdır.

Bir de toplumsal sağduyunun Kürt kökenli siyasetçilere sürekli olarak izlendikleri duygusunu vermesi gerekiyor. Bu siyasetçilerin bir çoğu demokratik hakların değil, sadece Apo'yu kurtarmanın peşindedirler.

Maskelerinin düşürüleceği korkusu kaç masum gencin kurtulmasını sağlasa kazançtır!

DİĞER YENİ YAZILAR