Özellikle eğitim alanında girdiğimiz arayışlar yaz-boz tahtasını hatırlatıyor.
4+4+4 sistemi bir gece ansızın rüzgâr gibi geçti Meclis’ten.
Birinci amaç türbanın yolunu açmak, ikincisi de liselere “bütün okullar imam hatip” dedirtecek bir nitelik kazandırmaktı.
Meclis görevini yaptı ama uygulama tatmin edici olmadı. Bunun üzerine sistem, şapkadan anında yeni bir tavşan çıkardı.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı yeniliği anlatmak için dün medyaya açıklamalarda bulundu.
Yeni sistem SBS’yi kaldırıyor, bakanın deyişi ile “okulları alternatif kurumlara muhtaçlık“ durumundan kurtarıyor.
Bu iddiayı ancak tecrübe ile sınayabiliriz.
Bakan değişikliğin, gelecek öğretim yılından itibaren uygulanacağını ve temelli bir fark yaratacağını ifade etti.
Önemli değişiklik, “Kısa vadede merkezi sınav sistemini kaldırıyoruz“ demesidir.
Eski YÖK Başkanı Prof. Ünal Yarımağan’a göre şimdiki sistem “çocukların ifade yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olmuyor.”
Bakan Avcı güncelleme adını verdiği sistem değişikliği desteğinde “test sınavlar yerine açık uçlu klasik sınavlar yapmayı” hedef aldıklarını anlattı.
İdeolojik kimliğe sahip iktidarlar yaz-boz tahtasından vazgeçemez. Özellikle eğitim konusunda bu kimlikten arınmayı bilmek lâzım.
11’inci yılını idrak eden kıdemli bir iktidardan millet doğru adımlar atmasını bekliyor.
Yeni sistemi tüm ülkeyi kapsayacak şekilde hemen uygulamaya sokmak yerine, bir pilot bölgede denemeye tabi tutmak neden akla gelmiyor?
Yaz-boz tahtasına mahkûm olmak çocuklarımızın kaderi mi?
Rekabet kalitenin motorudur
Eğitim uzmanları, ülke yöneticilerinin sürekli sistem arayışı içinde zaman yitirecek yerde, eğitimin kalitesini yükseltecek tedbirlere başvurmalarını öğütlüyor.
Bunun ilk şartı, okulu ve üniversiteyi öğrencinin seçmesi.
Öğrenciyi okulun, üniversitenin seçmesi de tamamlayıcı şart oluyor.
Amerika’da iyi okullar, sorumlu oldukları bölgelerdeki gayrimenkul değerlerini bile arttırıyor.
Mezunlarının elde ettikleri başarılar, o okul ve üniversitelerin gelecek vaat eden parlak öğrencileri kendisine çekmesini kolaylaştırıyor.
Burada arz ve talep, sahip olduğu kalite ölçüsünde hem okula, hem öğrenciye, hem bulunduğu kente, bölgeye seçkinlik kazandırıyor.
Eğitimi biz de rekabetin dinamiğine emanet etmeliyiz!

