Bölünmek, ayrışmak bir arada yaşamanın şartları kalmadığı zaman tartışılabilir.
Ama Türkiye’de böyle bir mecburiyeti dayatan şartlar gerçekten var mı?
Bir defa bu ülke, kalitesi bozuk olsa da demokrasi ile yönetiliyor. İnsanların yöneticilerini özgür seçimlerle belirleyebildiği toplumlarda şiddete dayalı mücadele yöntemlerinin yani terörün bahanesi olamaz.
Türkiye’de de olmaması gerekir.
Kürtçülük yapanların şu anda sadece yüzde 10 seçim barajına yönelik itirazları ve mücadeleleri haklı görülebilirdi.
Suçüstü hali...
Ama terörü araç olarak kullanan Kürtçü eğilimlerin Demokratik Toplum Kongresi adını verdikleri zeminde uzlaşıp açıkladıkları hedefler, kendi meclisi, öz savunma gücü, ikinci resmi dil ve ayrı bayraktır.
Yani “Demokratik Özerk Kürdistan”...
Dün yandaş medyadan yansıyan hâkim görüş, esasa dönük eleştiriler yansıtmıyordu. Daha ziyade taktiğe dönük uyarılar, yani hedefleri açık ederek toplumda tedirginliğe ve tepkilere yol açan boşboğazlığa sitemler taşıyordu.
Suçüstü yakalanma halinin doğurduğu bir telâş hali.
Üniter devlete ve laik rejime yönelik farklı niyetler besleyen kanadın “düşünür”leri “pusu taktiği”ne inanırlar.
Onlara göre doğru zamanı bilirsen, gizlilik içinde oluşturduğun her projeyi bu millete kabul ettirebilirsin...
İçişleri Bakanı’nın muhalefetin her şeyi açık etmesinden şikâyeti de işte zaten bu nedene dayanıyor. Böyle demokrasi olur mu?
Silâhın miadı...
İmralı’daki mahkûm, Kürt vatandaşların temsilcisi muamelesi görmeyi hangi özelliği nedeniyle hak ediyor?
Tek özelliği ölmeye ve öldürmeye hazır olduğuna herkesi inandırması, acımasız bir terör örgütüne hükmediyor olmasıdır.
Yoksa bölücü hedeflere inanmış Kürt yurttaşların sayısı Kürtçe konuşan insanların üçte biri dahi değildir.
Sandık böyle söylüyor.
Hele bunların arasında “bölünmeye terör yolundan gidelim” diyenler o üçte birin yarısı dahi değildir.
Devlet elbette silahı bırakıp dağdan indirmek için teröristle de konuşur.
Ama iş, bölünmeyi istemeyen büyük kitleyi, ölüm tehdidinde bulunan bir azınlığa feda etme çizgisine asla dayanmamalı.
“Silâh miadını doldurdu” diyen Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir’e İmralı’dan Öcalan “Şarlatanlığın, soytarılığın gereği yok” diye zılgıt çekmişti.
Irak Cumhurbaşkanı Talabani de dün Baydemir gibi konuştu.
NTV’ye demecinde “Silâhlı mücadele dönemi artık bitmiştir” dedi. Ateşkes ilan ederken kendisine soran PKK’lılara “Silâhları bırakıp politikaya dönmelisiniz” dediğini anlattı.
İmralı’daki terörist başı ne diyecek bilemeyiz ama biz Talabani’ye “ağzına sağlık” demek istiyoruz.
Çünkü konuşmasını “Yaşasın Türkiye” diye bitirdi.
Bu sözü çok uzun zamandır duymuyorduk. Özlemişiz!
Yaşasın Türkiye!
Haberin Devamı

