Meclis hayırlı bir işe el atıyor. Temiz siyaset hayallerimiz nihayet bir karşılık bulacak.
Parlamentoların saygınlığı demokrasinin güvencesidir.
O nedenle Batı demokrasileri, ahlâki davranışları ya gelenek oluşturarak veya yazılı kurallar koyarak siyasi sistemlerine temel yapıyorlar.
Etik kurallar yalnız siyaseti değil, verdiği ilham sebebiyle toplum hayatının da geniş bir alanını olumlu etkiliyor.
Yıllardır hayali kuruluyordu, nihayet Meclis Etik Kurulu’nun kendisi kuruluyor.
VATAN Ankara Bürosu, 4 partinin katılımı ile oluşan “Etik Komisyonu”nun Etik Yasası hazırlığında son aşamaya yaklaştığını dün bildirdi.
Buna Hakan Şükür Yasası da deniyor.
Şükür’ün TV’lerdeki futbol yorumculuğu nedeniyle elde ettiği yüksek kazanç göze batmış, kıskançlık yaratmıştı.
Yasa çıktığında Şükür bu işi bırakmak zorunda kalacak. Aynı şekilde gazetelere düzenli köşe yazan parlamenterler de sürdüremeyecekler bu işlerini.
Doğru bir müdahale mi; tartışılmalıdır.
Ama vekillerin mal bildirimlerinin düzenli alınması ve yıllara göre kıyaslanarak izlenmesi, şüpheli artışların sorgulanması, yerinde tedbirlerdir.
Aynı şekilde parlamenterlerin kabul edebilecekleri hediyeler için bir değer üst sınırı getirilmesi de doğru tedbirdir.
Ne var ki taslaktaki rakam, etik mantığına ters bir büyüklük taşıyor.
Üst sınır olarak bir aylık milletvekili maaşını (12 bin TL) baz almak, hediyeden kazanç kapısı yaratmak olur.
Çünkü Batı demokrasilerinin hemen hiçbirinde böyle yüksek rakamlar yok.
Amerika’da siyasetçi ve bürokrat değeri 50 doları geçen hediyeleri kabul etmiyor.
Etik davranmayan vekillere müeyyide olarak “uyarı” ve “teşhir” cezası bizce de şimdilik yeterli tedbirdir.
Çünkü esas olarak etik kuralların hayat bulması, toplum vicdanının meseleleri sahiplenmesi ölçeğinde gerçekleşecektir.
Yasa makul bir süre geçmişe doğru da işlemelidir. Çünkü mevcut mevzuat, aşırı değerli hediyeler kabul etmeye bugün de izin vermiyor.
Cumhurbaşkanı Gül, Suudi Arabistan Kralı’nın kendisine eşi için çok değerli bir mücevher verip vermediği sorusunun aylardan beri sürekli olarak muhatabı durumundadır.
Etik Yasası, bu meraklı hikâyeyi de “hayırlısı ile” sonlandıracak bir çare getirirse çok iyi bir başlangıç yapılmış olur.
Camiler peş peşe
Çamlıca’ya, Göztepe’ye, Taksim’e derken Büyükada’ya da bir cami yapılması kararlaştırıldı.
Zaman Gazetesi “mevcut dört cami ve mescidin, özellikle yaz aylarında yaşanan Arap turist akınından dolayı ihtiyaca cevap vememesi üzerine” bu kararın alındığını yazıyor.
Aynı konuksever ve saygıdeğer hassasiyetin çok daha yoğun gelen Rus, Alman, İngiliz turistler için de gösterilmesi beklenebilir mi?
Hayır çünkü onlara yapılacak yatırımı oyla ödüllendirecek bir seçmen yok burada!
Yaşasın geliyor!
Haberin Devamı

