Yaşasın Cumhuriyet!..

Haberin Devamı

O kadar büyük bir dönüşüm, öylesine büyük bir bayramdır ki 29 Ekim, hiçbir sebep onun içerdiği inanç ve kıvancı gölgeleyemez.

Bu yılki bayramın üstüne çökmüş görünen karamsarlık bulutlarını dağıtmalıyız.

Çünkü güvensizliğin baş edilemez bir sebebi yok.

Başbakan Erdoğan’ın “Bu Cumhuriyet çıtkırıldım bir Cumhuriyet değildir“ sözünü inandırıcı bulmayabilirsiniz.

Ama o sözün içerdiği güvenin gerçek kaynağı Atatürk’tür.

O da Cumhuriyet’in gücüne kefil olmuştur ama bunu söylerken tabii “Atatürk gibi” söylemiştir:

Hayal kırıklığı

“Türkiye Cumhuriyeti’ni benim şahsımla var zannedenler çok aldanıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti her manası ile büyük Türk milletinin öz ve aziz malıdır. Kıymetli evlâtlarının elinde daima yükselecek, ebediyen yaşayacaktır.”

Peki Cumhuriyet’in heyecan verici serüveninde bu güveni zaman zaman şüpheli duruma sokan durumlar olmadı mı?

Oldu tabii. Mesela ABD’nin en saygın üniversitelerinden Princeton’ın tanınmış tarihçisi Prof. Heath Lowry, bir konferansında şu değerlendirmeyi yaptı:

“Atatürk yaşıyor olsaydı, mirasını koruduğunu iddia edenler kadar, kurduğu ülkeyi hâlihazırda idare edenlerden dolayı da hayal kırıklığı içinde olurdu. Mustafa Kemal için din siyasi hesaplar uğruna kullanılmayacak bir mesele idi.”

Hamurunu demokrasi, çağdaş uygarlık hedefi ve müspet ilimle yoğurduğu Cumhuriyet’in bazı zorluklar yaşayacağını Atatürk biliyordu:

Suçlu siyasetçi

“Büyük bir inkılâp yaptık, memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Bir çok eski müesseseleri yıktık.

Bunların binlerce taraftarı vardır. Fırsat beklediklerini unutmamak lâzım.”

Garip ama Cumhuriyet’e sade vatandaştan kötülük gelmedi, geldiyse ihtiraslarına gem vuramayan siyasetçilerden geldi.

Bu ülkenin kadirbilir insanları, hiçbir zaman Cumhuriyet’in değerlerini dinle çatışan, dini bastıran bir tehdit olarak görmedi.

Bu halk Atatürk devrimleri ile dinden mucizevi bir sentez yarattı.

Ama sonra yeni bir siyasetçiler kuşağı geldi ve sihir bozuldu. Din, eğitimsiz ve yoksul yığınlara doping hapı gibi yutturuldu.

Barış dini olan dinimiz, bölünmenin, kamplaşmanın ve bu yoldan siyasi rant üretmenin aracı haline getirildi.

Şu anda yaşadığımız sıkıntıların ve sebep olduğu karamsarlık havasının kaynağında bu istismar vardır.

Cumhuriyetin laiklik prensibi ile çatışa çatışa iktidara gelebilenler varsa demokrasi, o değerleri yücelten siyasi düşünceleri de iktidara getirir.

“Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir.

Bedava da kazanılmamıştır” diyen Atatürk “müdafaası için” gelecek kuşaklara görev ve sorumluluk yüklemiştir.

Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyor, ayırıcı etkileri yenmesini dilediğimiz halkımızın daha umutlu ve coşkulu bayramlara ulaşmasını diliyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR