Türkiye'yi "gazeteci hapishanesi" haline sokacağından korkulan yeni Türk Ceza Yasası bugün yürürlüğe girdi.
Hayırlı olsun. Bakalım neler göreceğiz..
Oktay Ekşi Basın Konseyi Başkanı sıfatıyla ve ilerde "Biz uyarmıştık" deme hakkını saklı tutmak amacıyla Başbakan'a "Sizi tarihi sorumluluğunuzla baş başa bırakıyoruz" diyen bir mektup göndermiş.
Gerçekten de yeni TCK, iletişim özgürlüğünü kısıtlayan ve gazetecileri hapse atmak için fırsat kollayan zihniyet tarafından sakatlanmıştır.
Gönül, gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle hapse atılmadığı bir ülkede yaşamayı arzu ederdi. Ama bunun için biraz daha sabır göstermemiz gerekecek.
AKP iktidarı egemenliği yanlış algılıyor. Çoğunluğu ele geçiren partinin bu gücü dilediği gibi kullanacağını sanıyor. Oysa anayasamız Türk Milleti'nin egemenliğini "anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle" kullanacağını belirtiyor.
Yani yasama ve yürütme erklerinin yanında bağımsız bir yargı erki de vardır. Türkiye şükür ki "kanun devleti" devrini tamamlayıp "hukuk devleti" dönemine girmiştir artık. Çağdaş hak ve hukuk ölçülerine uymayan yasaların insanlara zarar vermesi riskleri azalmıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nden çıkan bir karar, umudumuzun temelsiz olmadığını kanıtladı.
İki yıl önce buğday taban fiyatına itiraz eden köylülere "Gözünüzü kara toprak doyursun" diye çıkıştığı için "Atılım" gazetesi Tarım Bakanı Güçlü'ye sert eleştiriler yöneltmiş, bakan da hakaret davası açmıştı.
Gazeteyi 5 milyar lira tazminat ödemeye mahkûm eden yerel mahkemenin kararını Yargıtay bozarken şunu dedi:
"Davacı siyasi bir kişidir. Davranış ve icraatları konusunda basının, sert şekilde de olsa eleştiri hakkı bulunmaktadır."
Avrupa normlarına uyum sağlamakta yargının siyasetçilerden daha açık fikirli olması şansımızdır. Aslında bu iktidarın da şansıdır.
Fakat bizi baskıcı zihniyetin bu gerçeği kavrayamayıp yargının bağımsızlığına kafayı takması ihtimali korkutuyor!
Korkunç şüphe..
Güven duygumuzu artıran bir Yargıtay kararı yanında kaygı ve korku uyandıran bir mahkeme kararı da dün gündeme damgasını vurdu.
Bir yerel mahkeme, MİT'in talebi üzerine iki aya yakın bir süre için tüm telefon konuşmaları, bütün internet ve faks yazışmaları kapsamındaki bilgilerin izlenmesine karar verdi.
Anayasamıza göre haberleşmenin gizliliğine dokunulamaz. Asayiş ve milli güvenlik gerekleri ile dinleme yapılabilir ama bu hakim kararı ile olur ve sadece şüpheli kişileri hedef alır. Bütün bir kent veya ülke halkı potansiyel suçlu yerine konulamaz.
MÎT''in talepte bulunurken ve mahkemenin de karar verirken kötüye kullanmaya açık bir uygulamaya fırsat tanımaması büyük önem taşıyor.
Haberleşme gizliliğine saygısız bir rejim demokrasi olamaz. Yargı dinleme izni verirken çok titiz ve kıskanç davranmalıdır.
Bugün manşetimizde yer alan haber, iyi korunmadığımızı düşündürüyor.
Türkiye, devlet yetkisi kullananların bile "Galiba telefonum dinleniyor" şüphesi taşıdıkları bir ülke olmasın!
Yaşasın adalet!
Türkiye'yi "gazeteci hapishanesi" haline sokacağından korkulan yeni Türk Ceza Yasası bugün yürürlüğe girdi
Haberin Devamı

