YAŞ inadı fazla uzamadı mı?

Haberin Devamı

Yüksek Askeri Şûra’nın kararlarını beklerken siyasi tansiyon daima yükselir.

İşte yine kulaklar kirişte.

YAŞ irticai faaliyete karıştığı suçlaması ile kaç askeri personeli ordudan ihraç edecek? İhraç kararlarına Başbakan ve Savunma Bakanı yine muhalefet şerhi koyacak mı?

Ve yeni bir tedirginlik sebebi olarak Cumhurbaşkanı Gül YAŞ kararlarına onay verecek mi?

Abdullah Gül, YAŞ kararlarına muhalefet şerhi koyan ilk Başbakan’dır. 2002 Aralık’ında Erdoğan henüz meclise girmemişti. AKP iktidarının Başbakanı Gül ve Milli Savunma Bakanı Gönül “YAŞ kararları yargı denetimine açık olmalı” diye kayıt düştüler.

İktidar önderleri “İrticaya karışanları korumaya çalışıyor değiliz. İstediğimiz haksızlıklar önlensin” dedilerse de inandırıcı olamadılar.

Çünkü irticadan atılan subayları AKP’li belediyeler hemen işe alıyor.

Tarikatlar “birçok hayati müesseseye” girdiler, görüyoruz. Fakat Silâhlı Kuvvetler kendini korumayı bildi.

Komutanlar iktidarın YAŞ kararlarına itirazını sürdürmesini “irticai çevreleri cesaretlendiren bir tutum” olarak değerlendiriyor ve bu da güven sorunu yaratıyor.

YAŞ kararlarının yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanı onayı gerekmiyor. Ama onaydan kaçınması, devlet kurumları arasında derin bir çatışmanın varlığına işaret sayılacağı için

zararlı olacaktır.

Gül üç gün önce Le Figaro gazetesine verdiği demeçte “Sivil iktidarla Ordu arasında en ufak bir problem yok. Ordumuzla iftihar ediyorum” demişti.

Samimi ise kararları onayladığı gibi iktidar önderlerini de şerh düşmekten vazgeçmeye ikna etmelidir.

Yargı denetimi yoksa haksızlık riski daima vardır. Ama ordunun disiplinine zarar verecek açılımların sonucu daha ağır yıkımlar doğurur.

YAŞ kararlarını yargı denetimine

açmak demek, yalnız irticadan kovulanları değil, terfi etmemekten şikâyet edenleri de mahkeme kapılarına yığacaktır.

Herhalde iktidar, Orduyu Yeniçeri Ocağı’na çevirmenin ve Türkiye’yi en güçlü sigortasından mahrum etmenin günahı altına girmek istemez.

AKP bitirsin bu kör inadı!

*****

İntihar gibi

Bugünkü manşetimiz, Amerika’da kamu çıkarını koruyan mekanizmanın ne kadar etkili işlediğini anlatan bir öyküdür.

Olay bir dedektif filmine konu olacak kadar renkli. Ve ne yazık ki suçlu konumunda bir Türk inşaat firması bulunuyor.

Öyle bir firma ki bugüne dek New York’ta bir milyar dolarlık projelere imza atmış.

Böyle bir Türk şirketi ile gururlanmak isterdik ama yazık ki nereye yükseldiklerini görememişler, kurum olamamışlar ve işlerini rüşvetle yürüten Üçüncü Dünya şirketi durumunda kalmışlar.

Polisle işbirliği yapmaya mecbur kalan Türk şirketi yetkilisinin yakasını adaletten kurtarması, ilerde Temiz Eller operasyonları yapacak namuslu yönetimler için örnektir.

Kamu idaresi rüşvet yiyen memurlarını cezalandırmak için rüşvet verenden vazgeçiyor.

Nasılsa o artık Amerika’da yaşayamaz.

Şirketi de orada iş yapamaz!


DİĞER YENİ YAZILAR