Partilerin seçim bildirgeleri senet gibi bir garanti belgesi olsaydı oyumu AKP’ye vermeyi bile düşünebilirdim.
Başbakan dün partisinin, mali kaynak gerektiren konularda son derece dikkatli hedefler içeren seçim bildirgesini açıklarken, demokrasi konusunda epeyce cesurdu.
Ülkenin sivil bir uzlaşma anayasasını hak ettiğini belirttikten sonra şu heyecan verici hedefi seslendirdi:
“Yeni anayasa, cumhuriyetimizin değiştirilemez temel nitelikleri olan demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerini daha da pekiştirmeli, bireylerin haklarını en etkili şekilde korumalı, temel hak ve özgürlükleri İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin getirdiği standartlarda güvence altına almalıdır.”
Anayasa profesörü Zafer Üskül’ün saflarına katılmasından sonra mı doğdu bu güneş AKP’nin içine yoksa başka nedenler de var mı?
Mesela cumhuriyet mitingleri... Meselâ 355 milletvekili ile cumhurbaşkanı seçememe iktidarsızlığını, devletin belli başlı kurumları ile sürekli kavga halinde olmaları yanlışının getirdiği gerçeğini nihayet kavradıkları ihtimali...
Nereden nereye?
Dikkate değer bir değişimdir bu. İktidar partisinin lider kadrosu sürekli olarak rejimin laiklik ilkesine şaşı bakmış, yeniden tarif edilmesi edilmesi gerektiğini savunarak kafaları karıştırmış, ürettiği şüphe ve endişeleri derinleştirmiştir.
Şimdi aynı parti, liderinin ağzından yeni bir sivil anayasa vaat ediyor, bu anayasanın “demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti” ilkelerini daha da pekiştireceğini belirtiyor, hatta orada da durmayıp bunların “cumhuriyetimizin değiştirilemez temel nitelikleri” olduğuna vurgu yapıyor.
Şaşırtıcı... Memnuniyet ve merak ögeleri at başı... Merak da daha çok şüphe ağırlıklı.
Çünkü AKP’nin yeni bir seçime giderken en büyük rakibi güvenilirliği konusunda kendi kusurları ile ürettiği şüphelerdir. Cumhuriyetin temel ilkelerini pekiştiren bir açılıma karar verecek kadar değiştiğini çok değil bir yıl önce açıklasa, askerle, yargıyla, cumhurbaşkanı ve üniversite ile kavgalı duruma düşmez;
Cumhuriyet mitinglerinde yüz binlerin hedefi haline gelmez;
Cumhurbaşkanı’nı rahatça seçerdi.
Dokunulmazlıklar?
Üstelik değiştiğini kanıtlaması için de ağzıyla kuş tutmasına gerek kalmazdı.
Milli eğitimi sürekli bozan ve yozlaştıran Eğitim Bakanı ile, “cumhuriyetin temel ilkelerinin, yerlerini daha Müslüman bir yapıya devretmesi zamanının geldiğine” inanan Başbakanlık Müsteşarı’nı koltuklarından indirmek yeterli olurdu.
AKP’nin seçim bildirgesi, değişimin etkisiyle türban güzellemelerine kapalı tutulmuş. Bu durum, AKP’nin laiklikle çatışmaktan vazgeçtiğine dair kararına inandırıcılık kazandırıyor.
Ama milletvekili dokunulmazlığını kaldırmak konusunda açık bir taahhüdün bulunmaması ciddi bir eksikliktir.
Türkiye’de iktidarları ya irtica saplantısı veya yolsuzluk girdapları yutup yok ediyor.
AKP yeni döneme yarım tedbirle gidiyor.
Neyse; bu kadarı da kazançtır. Yeter ki laiklikle ilgili sözünü tutsun!
Yarım tedbir
Haberin Devamı

