Başbakan Erdoğan’ın Alevi açılımı, asla siyasi bir çıkar hesabı damgası yiyerek lekelenmemelidir.
Çünkü böyle bir son, siyaset kurumuna güvenin tümden yitirilmesi demek olur. Çatışma potansiyeli taşıyan toplumsal bir sorunun çözülmesi fırsatının kaybedilmesi de cabası...
Korkarız ki şüphe beslemek için yeteri kadar sebep var.
Alevilerin istekleri İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun olduğu için AB’nin ve ABD’nin inanç özgürlüğüne ilişkin denetimleri ile izlenmekte ve çabaların yetersiz olduğu belirtilerek Türkiye eleştirilmektedir.
Bir öyle bir böyle...
Alevi örgütleri cemevlerine ibadethane statüsü verilmesini, bütçeden pay ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nda da kadro tahsis edilmesini istiyorlar.
Başbakan dün İspanya’ya hareketinden önce gazetecilere Alevi kuruluşlarından kendisine bir talep gelmediğini iddia etmiştir.
Oysa 2 bin Alevi vatandaşın imzası ile bu talepleri içeren bir başvurunun Başbakanlık makamına yapıldığını, dilekçe reddedildiği için de dava açıldığını biliyoruz.
İftar toplantısında Başbakan duygusal yoğunluğu yüksek bir konuşma yaptı ama Alevilerin beklentilerinden hiçbiri için borç altına girmedi.
Fakat dün İspanya’ya giderken kamuoyuna farklı bir mesaj verdi:
“Talep ulaştığında bunlara tabii ki uzak kalmayız, değerlendiririz. Anayasal yasalar içerisinde yapılacak bir şey varsa, bunlar içinde gerekli adımları atarız.”
Can alıcı bir soru
Alevilere hitap eden konuşmasına bu yapıcı anlayış yansımamışken Başbakan “yaparız, ederiz” havasına acaba niçin iki gün sonra girdi?
Bunun görünürde tek sebebi vardır: O arada Ankara 6. İdare Mahkemesi 2 bin Alevi yurttaşın açtığı davayı reddetmiştir!
“Çok isteriz ama yasalar, mahkeme kararları elimizi kolumuzu bağlıyor” diyebilme olanağını İdare Mahkemesi kararı bir anda Başbakan’ın eline vermiştir.
Türban kararından sonra “Ulemaya sormadı” diye AİHM’i bile azarlayan Tayyip Erdoğan, Alevilerle ilgili bu mahkeme kararını “hukukun üstünlüğünü içselleştirmiş bir devlet adamı olgunluğu içinde” nasıl ve neden karşılamıştır!
Cem Vakfı Başkanı Prof. İzzettin Doğan dün Star’daki “Her Açıdan” tartışma programında Başbakan için “makyavelist” nitelemesinde bulundu.
Makyavelist, kendisini amacına götürecek araçların meşru ve ahlâki olup olmadığını önemsemeyen karakterleri tarif eden sıfattır.
Top Erdoğan’da...
Prof. İzzettin Doğan haklı olabilir mi?
Başbakan Erdoğan bu soruya icraatı ile “hayır” dedirtmelidir.
Hukuka bağlı laik bir devletin kendisini ispatta ilk şartı bütün vatandaşlarına eşit haklar tanımasıdır.
Alevi yurttaşların kendilerini yüzyıllardır devletin üvey evlâdı gibi görmesi, vicdan taşıyan herkes tarafından haklı bulunuyorsa, birliğimiz ve iç barışımız için bu algı ortadan kaldırılmalıdır.
İktidar çözümleyici olmaya mecburdur. Hiç el atmasa olurdu ama artık yarım bırakamaz.
Bırakırsa mezhepçi damgası yer!
Yarım kalmasın
Haberin Devamı

