Yargıya güven nasıl yükselir?

Haberin Devamı

Söylediklerinin hepsi doğru. Ama bunları yabancı bir büyükelçinin ağzından dinlemek insana ağır geliyor...

Amerikan Büyükelçisi Ricciardone medya temsilcilerinin davetli olduğu bir toplantıda check-up raporu açıklayan bir doktor gibi saydı, döktü.

ORC adlı kamuoyu araştırma kurumunun son bulgusuna göre halkın yüzde 51.2’si yargıya güvenmiyor.

Hükümetin yargıya müdahale ettiğini düşünenlerin oranı da yüzde 50’nin üstündedir.

Neden böyle?..

Büyükelçi Ricciardone saydığı sebepler ve yaptığı yorumlarla yukardaki soruya en doğru cevabı veriyor:

Sağlık raporu kötü

“Uzun süre hapiste olan milletvekilleri var. Suçları bile belli değil.

Askeri yetkililer aynı şekilde..

Onlara bu ülkeyi koruma görevi verilmiş ama terörist diye hapse koyuldular. Profesörler, eski YÖK Başkanı demir parmaklık arkasında.

Tam anlaşılamayan suçlamalar, 16 yıl önceki çalışmalarla ilgili belirsiz suçlamalar var.”

Büyükelçi, adli sistemimizdeki sıkıntıların Başbakan, Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı tarafından eleştiri konusu yapılmasını sağlık işareti sayıyor.

Yeni anayasayı, yanlışların düzeltilmesi yolunda güçlü bir umut sayıyor ama ne malûm?

İçine düştüğümüz adalet buhranı,

12 Eylül 2010’da yapılan referandumla yargıya getirilen yeni düzenin eseridir.

Yeni anayasa hazırlığı, o referandumun doğurduğu hastalıklara çare bulmak konusunda iyi bir fırsattır.

Acaba kullanabilecek miyiz?

Öneriler tartışılmalı

AKP yeni anayasanın yargı bölümü için oluşturduğu 12 öneriyi dün Meclis Başkanlığı’na sundu.

Hemen belirtelim ki bu önerilerin yerine getirilmesi “adaletin tabutuna bir çivi daha çakmak” sonucu doğuracaktır.

İşbaşındaki iktidar yargı denetimine inanmıyor.

Güçler ayrılığı ilkesine alerji duyuyor.

O nedenle yeni anayasayı iki buçuk yıl önce yapılan yanlışları düzeltmek niyetiyle kullanmıyor. Yargı kurumunu tek adam yönetiminin ihtiyacına göre düzenliyor.

AKP’nin istediği olursa HSYK ve Anayasa Mahkemesi’nin iktidar bağımlılığı, bugünleri bile aratacaktır.

Yargının tüm kontrolunu ele geçiren bir iktidar adalete hizmet etmez, sadece başını derde sokar.

AKP’nin önerileri bilimsel bir tartışma zemininden nasibini almalıdır.

İktidar tartışmayı sevmiyor.

Ama buna alışmalıdır.

Aksi halde Jean-Jacques Rousseau’nun üçyüz yıl önce yaptığı uyarıdaki felâketi yaşarız:

“Yasama, yürütme, yargı iç içe geçmişse anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o egemendir!”

DİĞER YENİ YAZILAR