AKP sözcüleri kurmaya çalıştıkları düzenin “ileri demokrasi” olduğunu iddia etmeye bayılıyorlar.
Keşke doğru olsa, ama değildir.
Tutukluluk süreleriyle ilgili yasanın yorumuna bağlı tahliyeler nedeniyle oluşan kaos bir sonuç mudur, yoksa sebep mi?
İktidarın yürüttüğü beyin yıkama kampanyası, çözümden ne murat edildiği konusunda şüpheler yaratıyor.
AKP Yargıtay’a karşı, sanki bu devletin hayati kurumlarından biri değilmiş gibi davranıyor.
Yargı, iktidarın rakibi değildir.
Yargıyla ilgili sıkıntıların yaşandığı bir dönemde sorunun sebep ve çarelerini yürütme ve yargı olarak birlikte aramak dururken olayı yüksek yargıya yönelik linç kampanyası haline dönüştürmenin ne anlamı ve yararı olabilir?
AKP iktidarı, hedef aldığı yüksek yargıya karşı hep aynı taktiği uyguluyor:
Sorunlar ya zamana yayılarak veya ters müdahalelerle azdırılıyor, medya yaygarası ile yargı suçlanıyor, bunaltılıyor ve ardından ameliyat yapılıyor.
Sorunları uzmanların kapalı kapılar ardında tartıştığı uygar bir çözüm disiplini niçin uygulanmıyor da çürütmeci bir tasfiye sistematiği yürütülüyor?
Yargıdan kaynaklanan sorunları halledecek iki yol var:
Ya Yargıtay’da yeni daireler kurulacak ya da istinaf (bölge) mahkemeleri en kısa zamanda hayata geçirilecek.
Yargıtay Başkanı doğru çözümün bölge mahkemeleri kurmak olduğunu söylüyor. Ama iktidarın Yargıtay’da yeni daireler oluşturmaktan yana olduğu görülüyor.
Bu durum da, yargı bağımsızlığının tümüyle yok edileceği endişelerini beraberinde getiriyor.
Tahminler doğru çıkarsa Yargıtay’da ona yakın yeni daire kurulacak. Bu dairelerin yargıçlarını HSYK belirleyecek.
12 Eylül’deki referandumla yapısı değişen Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) iktidara yakın kişilerden oluştuğuna göre, yüksek yargıda kontrolu ele geçirmek için adeta savaşan AKP’nin bu şekilde amacına ulaşacağından korkanlar haklı çıkabilirler.
Onun için bulunacak çözümler akla, hukuka, vicdana uygun olmalıdır.
İktidarların başarısı, zaptetme gücü ile ölçülmez.
Gösterdiği her şeyi alkışlayacak kadar robotlaşmış milletvekilleri Başbakan’ı mutlu etmemeli, aksine korkutmalıdır.
Onları öteki kurumlar için rol modeli yapmaya çalışmamalıdır. Hele yargıyı hiç...
Çünkü ilerde, kendisini durduracak bağımsızlığa sahip bir yargı bırakmadığına çok pişman olabilir!
Ucuz kahramanlık
Siyasetçiler öğrenci eylemlerini desteklemeden önce anlamaya çalışmalı.
Hele hele bu eylemlerden siyasi bir sonuç çıkarmayı hayal bile etmemeli.
Önceki gün ODTÜ kampüsünden AKP Genel Merkezi’ne yürümek isteyen bir grup öğrencinin polisle çatışma durumu yaşanırken bir CHP milletvekilinin olay yerine gitmesi büyük hata olmuştur.
Umarız CHP lideri Kılıçdaroğlu böyle “ucuz kahramanlık“lara hiçbir CHP’linin heveslenmemesi gerektiğini örgüte duyurmuştur.
Milletvekilinin çatışma ortamında yapabileceği hizmet yoktur.
Hizmet vereceklerini düşünenler, diyalog kurabilecekleri ortamları yaratırlar.
CHP böyle bireysel müdahalelerin önünü kesmeli, öğrencilerle kurumsal köprüler kurmayı tercih etmelidir.
Ve asla bu olaylardan menfaat umduğu şüphesine meydan vermemelidir!
Yargı rakip değil
Haberin Devamı

