Yargı düello silâhı değil...

Haberin Devamı

Siyasi kamplaşma iki tarafı da her gün daha büyük yanlışlara sürüklüyor.

Prof. Türkân Saylan’a ve hizmetlerine yönelik olumsuz tutum ve Ergenekon soruşturması bağlamında reva görülen zalimlikler iktidar ve yandaşları için “suçüstü hali” olmuştur.

Saylan’ın kaybından doğan üzüntüyü paylaştıklarını belli edecek bir çareyi bulmak mümkündü; AKP bu fırsatı da ziyan etmiştir.

Bu durum iktidar partisinin, din istismarı alanındaki ayıplarını telâfi etmekteki zorluğu görmesi ile açıklanabilir.

AKP Ergenekon davasını ideolojik hasımlarını tasfiye eden bir kıyma makinesi gibi kullanıyor..

Ama Türkân Saylan hedef alınınca silâh geri tepmiş, Ankara mitingi ve İstanbul’daki cenaze yürüyüşü halkın yöneticilerinden daha yüksek bir adalet ve ahlâk anlayışına sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Başbakan Erdoğan “herkesin hükümeti” olacaklarını vaat etmişti ama haydi diyelim ki buna yasal bir mecburiyeti olmadığı için uymak zorunda değildir.

Ama Cumhurbaşkanı?..

Çok tehlikeli bir çığır

Onun devletin başı olarak “Türk Milletinin birliğini temsil” etme görevi var. Bu görev Anayasa’da yazıyor. Yani gitmeyerek, en azından temsilci göndermeyerek görevini ihmal etmiştir!

Protesto edileceğinden korktuysa pekâlâ duygularını devlet ve millet adına TV’lerden açıklayabilir “O olmasaydı 65 bin çocuğumuz çaresizliğin karanlığında kaybolabilirdi. Kurumlaştırdığı gelenek bundan sonra kim bilir kaç yavrumuzu kurtaracaktır. Elbette cenazesine gideceğim” diyebilirdi.

Bu sayede yücelir, muhtemelen “kayıp trilyon” davasındaki konumuna halkın başka türlü bakmasını bile sağlayabilirdi.

Oysa Gül, Türk Milletini temsil eden konumundan cenazeye katılmak veya en azından temsil edilmek görevini çıkarmamış, onun yerine kayıp trilyon davasında yargılanmasına hükmeden mahkeme kararı ardındaki desteği caydırmak için yararlanmıştır.

Siyaset yargı üstünden yapılıyor. Çok tehlikeli bir çığır açıldı, buna son verecek yaratıcılığı bulmak zorundayız.

Geldiğimiz yere bakın

İktidar, laik rejimle ilgili endişesi olan yığınları muhalif olarak görüyor ve onları darbeci olmakla suçlayarak sindirmeye çalışıyor.

Karşı taraf da mesela şimdi Cumhurbaşkanı Gül üzerinden hamle yapıyor.

Oysa bilmesi gereken herkes biliyor ki... “Anayasa’da boşluk yok. Cumhurbaşkanı’nın sorumlu olduğu tek hal vatana ihanettir.” Yani kayıp trilyon davasından dolayı Gül yargılanamaz. Yargılanması görev süresinin sonunu bekleyecektir.

Nitekim Barolar Birliği Başkanı Özok “Cumhurbaşkanı yargılanmalı” diyen mahkemenin “politik bir karar” verdiğini belirtmiştir.

Çatışma, Türkiye’yi “şüpheli” niteliği mahkeme kararı olmuş bir Cumhurbaşkanı’na mahkûm edecek. Yazık değil mi?

Siyasi rekabetin ahlâki boyutunu inkâr etmekten vazgeçelim!

DİĞER YENİ YAZILAR