Yardımlar denetlensin

Haberin Devamı

Yabancı bir ülkede, lokanta hesabını ödemek için itişen adamlar görürseniz, bilin ki bizdendir.

Anadolu’da bu geleneğin yanlışı üstüne pek çok deyiş mevcuttur.

Mesela biri “Hesabını bilmeyen çavuşlar saçlarını avuçlar..”

İngiliz Independent gazetesinin deneyimli Orta Doğu muhabiri Robert Fisk dünkü yazısında Suriye’deki iç savaştan kaçıp Lübnan’a sığınan Suriye vatandaşları ekseninde bir yazı kaleme almış.

Lübnan’daki Suriyeli mültecilerin 1.3 milyona ulaştığını belirten yazar bunun her dört kişiden birinin artık Suriyeli mülteci olduğu anlamına geldiğini belirtiyor.

İç savaş sırasında Suriye’den Lübnan’a sığınanların gördüğü iyi muamele Lübnan yönetimini borç altında bırakıyor.

Fakat gözlenen gerçek , utanılacak bir durumun varlığını açığa vuruyor.

Kapılar hep açık

Neden?.. Çünkü Fisk’in gözlemleri göç için sırada bekleyen Suriyelilerin kuyruklarda dövülmesine, fahiş ev kiralarıyla dolandırılmalarına tanıklık ediyor.

Sığınmacı trajedisinin farklı bir versiyonu Türkiye’de yaşanıyor. Bir hesaba göre “konuk” dediğimiz Suriyeli sığınmacıların sayısı 500 bini aşmıştır.

T. C. Hükümeti mülteci bile demediği ve “kardeş” diye nitelediği Suriyeli göçmenlere, iç savaş bitene kadar kapılarımızın ve kalbimizin açık kalacağı taahhüdünü vermiştir.

Türkiye uluslararası yardımları “delikanlı” tavrı ile geri çevirmiş “hesabı” kendisinin ödeyeceğini belirtmiştir.

Yardım yükü ağırlığını duyurmaya başlayınca işler değişmiştir.

Başbakan mültecilere harcanan kaynağın milyar dolarlar ile ifade edilmesine rağmen yüke uluslararası toplumun ilgisiz kaldığından yakınmaya başlamıştır.

Hovardalık yanlış

Başta uluslararası yardımı reddeden faturayı kendi başına ödeyeceğini söyleyen AKP iktidarı şimdi yardımı kabul etmeye hazır.

Ama yine de sorunlar var:

Başta “Ben hallederim” diye yardım istemeyen Ankara hükümetinin şimdi yardım yapılmıyor diye eleştiriler, hatta suçlamalar yöneltmesi ilişkileri zora sokuyor.

Bir diğer sorun Türk tarafının yardımlar konusunda denetime tabi tutulmayı kabul etmemesi...

Özellikle AB üyesi ülkeler “Yerine gittiğini denetleme imkânına sahip olmadığım yardımlara aracılık etmem” diyor ve yardım dağıtımının BM gözlemcileri tarafından izlenmesini talep ediyor.

İç savaş felâketinin yükünü paylaşmakta gösterdiği cömertlik ve beceri Türkiye’ye övgü getirmişti.

Bunu tekrar kazanabiliriz.

Yardımların nereye gittiğini öğrenme hakkını çok göremeyiz!

DİĞER YENİ YAZILAR