Türkiye IMF'in yardımı ve AB'nin üyelik için şart koştuğu demokratikleşme projeleri ile önünü açmaya çalışıyor.
Ama bir toplumun ilerlemesi, onu geri bırakan sebeplere meydan okuması ile mümkündür.
Türk halkı yıllar süren soygunlar ve çatışmalarla hırpalandı, kuşkular ve belirsizlikler yüzünden bunaldı, enerjisini ve umudunu kaybetti. Yasalara saygı duygusu ve ortak ahlâk anlayışı çöktü, yenilgiyi kabullenen bir çoğunluğunluk oluştu.
Tehlike sınırına böyle geldik.
Son zamanlarda artan iyimserliğin haklı nedenlere dayandığını söylemek mümkündür ama kader çizgimizi değiştirecek dönüşümün anahtarı ne IMF'de, ne AB'de, hatta ne de hükümettedir.
Toplum, yitirdiği değerleri yeniden kazanmak konusunda ne kadar istekli, ne kadar kararlı? Asıl mesele bu!
Ölüm meleği avukat
Eylem Göktaş, F tipi cezaevlerini protesto amacıyla ölüm orucu eylemine katıldığı için 15 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. Avukatları onu niçin yapayalnız bıraktılar?
"Ölüm orucu eylemini bıraktığı için Göktaş'ı savunmaktan vazgeçtik!"
Bu avukatlar sanığı mı, yoksa onun kendini öldürme hakkını mı savunuyorlar?
Kutsal bir mesleğin okumuş insanlan arasından da çürükler çıkabilir, ama meslek camiası bu sapmanın lekesine ortak olmamak için ne yapacak; onu görmek lâzım.
Tavır, meslek etiğine yönelmiş ağır bir ihlâldir. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Biçici, aynı ihlâlin daha önce pek çok benzer olayda yaşandığını söyledi dün.
"Avukat ile müvekkili arasındaki ilişki, doktorla hasta arasındaki ilişkinin benzeridir. Savunmanın yarım kesilmesi, sanığın savunma hakkının elinden alınmasıdır" dedi.
Tutacak yerimiz yok
Yazık ki Biçici'nin avukatları utandırmak için verdiği doktor-hasta örneği de erdem yetmezliğinden yatağa düşmüş halde. En kutsal meslek alanları "tencere dibin kara, seninki benden kara" dedirtecek çürümelerle malûl durumda.
Geçen gün VATAN'da manşet oldu:
Yalova SSK Bölge Hastanesi'nde bir operatör doktor, ameliyat ettiği hastadan "bıçak parası" adı altında rüşvet aldığı gerekçesiyle tutuklandı.
Doktor ertesi gün kefaletle tahliye edilirken şikâyetçi vatandaş, bir tetikçi tarafından topuğundan vuruldu. Bu yetmedi, "şikâyetini geri al yoksa kızını hastanede bir şırıngayla öldüreceğiz" diye tehdit edildi.
Türkiye, güçlülerin zayıflara egemen olduğu, siyasetin ekonomiye, gizli ilişkilerin hukuka baş eğdirdiği, hak aramanın mutlaka bir şekilde cezalandırıldığı, insanların hor görüldüğü bir ülke haline geldiği için krizlere sürüklendi.
Yabancı dostlar bize yardım edebilir ama kurtuluş bizim irademize bağlı.
Bu varsa ne âlâ, yoksa yaşadığımız iyimserlik geçicidir!
Yardımla olmaz!
Türkiye IMF'in yardımı ve AB'nin üyelik için şart koştuğu demokratikleşme projeleri ile önünü açmaya çalışıyor
Haberin Devamı

